LGBTİ aktivisti Rosida Koyuncu, hâlâ hapiste bulunan veya cezaevi deneyimi yaşayan 17 LGBTİ’yle yaptığı söyleşileri ‘Voltaçark‘ kitabında topladı.

23’üncü LGBTİ Onur Haftası kapsamında düzenlenen ‘Duvarın Ardındakiler‘ adlı panelde tanıtılan ve hem Türkçe hem de Kürtçe olarak hazırlanan kitapta, cinsel yönelimi veya cinsiyet kimliği nedeniyle ayrımcılık ve kötü muameleye maruz kalan LGBTİ’lerin yaşadığı hak ihlallerine dikkat çekiliyor.
Taciz, tecavüz, zorla saç kestirme, ‘güvenlik‘ gerekçesiyle tecrit, iş yurtlarında çalışılmasına veto, cinsel yönelimi nedeniyle zorla hastaneye götürülme, genel cerrahi bölümünde anal ilişki yaşayıp yaşamadığını öğrenmek için makattan parmaklama, psikiyatrik muayeneyle eşcinsel olduğuna dair rapor almaya zorlama, açık cezaevi hakkından mahkum bırakılma bu hak ihlallerinden sadece birkaçı.
LGBTİ’lerin anlattıkları, 2015 yılında yapımına başlanan ve 2017 yılında İzmir’de inşası bitirilmesi planlanan özel ‘LGBTİ hapishanesi‘nin neden bir ayrıcalık değil, ayrımcılığın ispatı olacağını da gözler önüne seriyor.
En çok trans bireyler baskıya maruz kalıyor
Kitapta çoğunlukla trans kadınların anlatımına yer verilmesinin özel bir seçim olmadığını belirten Rosida Koyuncu, “Cezaevlerinde eşcinsel bir erkek kendini gizleyebiliyorken, trans bir birey bunu yapamıyor, asıl neden bu. Bu yüzden de cezaevlerinde en çok trans bireyler baskıya maruz kalıyor. Adalet Bakanlığı’na sorulduğu zaman cezaevlerinde 95 LGBTİ mahkum olduğu bilgisi veriliyor, ancak bu sayı içinde eşcinsel erkekler veya lezbiyen kadınlar sayılmıyor” diyor.
Kitapta yer alan söyleşilerden bazıları şöyle:
Avşa: İnfaz koruma memuru tecavüz etti
Trans mahpus Avşa, 2009’da Giresun E Tipi İnfaz Kurumu’nda kalırken C. adında infaz koruma memurunun tecavüzüne maruz kalmış. Memur hapis cezasına çarptırılsa da Tokat’a gönderilen Avşa bu kez C.’nin memur arkadaşları tarafından dövülerek bayıltılmış.
Kamera kayıtları ve hastane raporlarına rağmen Avşa’nın şikayetleri ‘kovuşturmaya gerek yoktur‘ denilerek geçiştirilmiş ve sonuç olarak açlık grevine başlamış. İki ayda 20 kilo kaybeden mahkum, başka bir cezaevine nakledilmiş.
Hazal: ‘Bize göğsünü aç, eğlendir’ diyorlardı
Yolu Avşa’nın kaldığı Tokat Cezaevi’nden geçen trans seks işçisi Hazal ise uyuşturucu suçlamasıyla tutuklanmış ve Bayrampaşa Cezaevi’ndeki gardiyanlar ve mahkumların “Bize göğsünü aç, bizi biraz eğlendir” sözlü tacizlerine maruz kalmış.
Sinop’a gönderildiği sırada askerler tarafından fiziki tacize maruz kaldığını da belirten Hazal, trans olduğu için hakkı olmasına rağmen açık cezaevine alınmadığını da ekliyor.
Elif: Dev-Yol davasından girdim, tecavüze uğradım
80 darbesi sonra Dev-Yol davası nedeniyle hapse giren trans kadın Elif ise diğer mahkumlara uygulanan işkencelerin üzerine “Sen ibne misin?”, “G** mü s***yorsun?” gibi kimliğini aşağılayan sorgulara maruz kalmış.
Tecavüze uğrayan Elif’e konuşması için uygulamada gösterdikleri tüm işkenceleri yapmışlar. 45 gün içinde 16 kilo verdiğini söyleyen Elif, “O görüntüleri asla unutamam” diyor.
Recep: Bana hasta diyorlar ama hiçbir yerim ağırmıyor
2011’de PKK’ye üye olmak suçlamasıyla tutuklanan Recep, eşcinsel olduğu için örgüt tarafından dışlandığını bu durumun polisler tarafından öğrenilmesi üzerine kendisi için daha da zorlu bir sürecin başladığını anlatıyor.
Uğradığı ayrımcılık üzerine hem Adalet Bakanlığı’na hem de İmralı’ya mektuplar yazdığını ifade eden Recep, eşcinsel olduğu için zorla götürüldüğü psikiyatristin “Neyin var?” sorusuna ise “Bana hasta diyorlar ama hiçbir yerim ağırmıyor” yanıtını verdiğini söylüyor.