Çalışan açısından kritik konu; hayatını zorlayan maliyetler ve bunlardan korunmasıdır. Yan hakların gücü tam da burada ortaya çıkar. Yemek kartı, ulaşım desteği, lojman veya sağlık sigortası gibi kalemler, doğrudan belirli maliyetleri hedef alır.
Bu nedenle, enflasyonist ortamda yan haklar bir tür sübvansiyon mekanizması gibi çalışır. Örneğin yemek kartı ya da yemekhane hizmeti; gıda fiyat artışlarına karşı kısmi koruma sağlar. Ya da özel sağlık sigortası, sağlık harcamalarındaki öngörülemezliği azaltır.
Böylece, nakitten farklı olarak çalışanı hayatın kritik noktalarında korur. Sadece ekonomik değil, aynı zamanda güven hissi de üretir.
Ancak yan haklar tablosu her çalışan için aynı değildir. En önemli sorun, esneklik kaybıdır. Her çalışanın ihtiyaç yapısı farklıdır. Bekâr bir çalışan için sağlık sigortası daha az kritik olabilir. Çocuklu bir çalışan için kreş veya eğitim desteği önceliklidir. Ulaşım ihtiyacı olmayan biri için yol yardımı anlamsızdır.
Nakit ücret, bireyin kaynaklarını kendi önceliklerine göre kullanmasına imkân tanır. Yan haklar harcama alanını önceden belirler ve esnekliği azaltır. Çalışanı, işverenin seçtiği yerlere müşteri olmaya zorlar. Diğer bir ifade ile belli yerlere çalışanın ücretini harcamak zorunda kalmasına yol açar. Özellikle standart ve değiştirilemeyen paketler, çalışan ihtiyaçlarıyla örtüşmediğinde gerçek bir refah kaybına yol açabilir.
Buna karşılık enflasyonist ortamda yan haklar, gıda, ulaşım ve sağlık gibi temel giderleri hedefleyerek önemli bir koruma sağlar. Bu nedenle mesele yan hak mı, nakit mi ikileminden ziyade, bu ikisinin nasıl dengelendiğidir.