Hakkı Özdal: Erdoğan hükümetleri, 2002'den beri en zayıf dönemini yaşıyor

Okura not

Günün 11’i, Türkiye medyasındaki görüş ve yorum çeşitliliğini yansıtmak amacıyla hazırlanmaktadır. Aşağıda özetini bulacağınız yazıya yer vermemiz, içeriğini onayladığımız ve/veya desteklediğimiz anlamına gelmez.

warning
Okura not:

Günün 11’i, Türkiye medyasındaki görüş ve yorum çeşitliliğini yansıtmak amacıyla hazırlanmaktadır. Aşağıda özetini bulacağınız yazıya yer vermemiz, içeriğini onayladığımız ve/veya desteklediğimiz anlamına gelmez.

Erdoğan hükümetleri, 2002’den beri en zayıf dönemini yaşıyor.

Bu ‘risk iştahı’, daha geniş bir politik planlamanın unsuru olarak daha ‘anlamlı’ görünebilir: Bildiğimiz anlamda ‘rıza’ya dayanmayan ya da o ‘rıza’yı, desteği eskisi kadar aramayan bir rejim. Sermaye sınıfı iktidarlarının en yaygın ve tarihsel biçimi şu ya da bu düzeyde bir burjuva demokrasisi olsa da tek biçim bu değildir.

Üstelik ABD’de Trump iktidarı aracılığıyla zuhur eden ve hızla doktriner hale gelen yeni emperyalist siyaset sayesinde, bu tür ‘maceralar’ çok daha ‘olanaklı’ hale geldi diye düşünülüyor olabilir.

Neredeyse ilk günden beri kullanılagelen ‘Yeni Türkiye’ kalıbının son dönemde anlam çerçevesi de değiştirilip genişletilerek daha sık gündeme gelmesi de böylesi bir yönelimi teyit eder nitelikte. Oysa tüm baskılara rağmen, başta işçi sınıfının ekonomik mücadelesi olmak üzere toplumsal cereyanın giderek daha aktif hale gelmesi, ‘yeni Türkiye’ hikayesini erkenden eskitiyor. Açıkça görünüyor ki ortada yeni bir Türkiye yok, başta sermaye ve emek olmak üzere ekonomik ve politik olarak ayrışmış iki Türkiye var. Ve bu iki Türkiye’den iktidar gücünü elinde bulundurmayanı çok daha yüksek bir siyasal potansiyele sahip.

Hakkı Özdal’ın yazısı