Dışişleri Bakanı Hakan Fidan “Suriye’de savaştık, Irak’ta savaştık, başka adını söyleyemeyeceğim bir ton ülkeye gittik, oralarda savaştık. Hala daha operasyonların içerisindeyiz” dedi.

Dün (4 Ekim) TRT Haber’in canlı yayınına katılan Fidan, Suriye’nin geleceği için umutlu olduklarını, Türkiye’nin liderlik gücünü istikrar için kullanmaya devam edeceklerini belirtti.
Bakanın söylediklerinden öne çıkanlar şöyle:
‘Savunma sanayiinde dezenformasyon girişimi’
* Dezenformasyon niye yapılır? Bu artık temel propaganda kitaplarında yer alan bir husus. Yani istihbarattayken de bununla çok şey yapardık.
* Aslında dezenformasyon, manipülasyon, kara propaganda ve özellikle Türkiye’deki siyasi mücadelenin bir ayağı olarak fitne çıkarma konuları hep var olan bir konu. Ben konunun önemine binaen esas itibarıyla bu alanları çok fazla şey yapmıyorum, önemsemiyorum. Bunlar kendi bulundukları seviyede ve durumda gitsinler.
* Türkiye’nin milli güvenliği meselesi inanılmaz derece, bunların çok üstünde bir konu. Biz o konuyu orada bırakıp bu dezenformasyon ve kara propaganda üzerinden üretilen suni tartışma alanlarına gidersek, çünkü kimsenin gerçekle alakası yok burada. Onu kullanarak üretmek istediği bir propaganda anlayışı var.
‘Ürünlerimizin yüzde 60’ını kullandık’
* Aselsan’da, TAI’de, Roketsan’da, Havelsan’da, Baykar’da, BMC’de, adını sayamadığım o kadar çok firma var. Yani bunların hepsinin ortaya koyduğu, yıllardır bir mücadele var. Bakın, yüzde 20’den yüzde 80’e gelmiş bir yerlilik oranı var. Bu küçümsenecek bir şey değil.
* Biz bunu yaparken bir şey daha yaptık. Bizim ürünlerimizi niye insanlar alıyorlar? Yani biz Milli İstihbarat Teşkilatı’ndayken (MİT) bu ürünlerin hemen hemen yüzde 60’ını, yüzde 70’ini kullanmak durumunda kaldık.
* İHA’ları kullandık, SİHA’ları kullandık, mühimmatları kullandık, elektronik harp cihazlarını kullandık, piyade tüfeklerini kullandık.
* Silahlı kuvvetlerimiz, bizimle beraber, girdiği harekâtta füzeleri kullandı, biz istihbaratı verdik. Müşterek harekata girdik, kendimiz harekat yaptık.
* Suriye’de savaştık, Irak’ta savaştık, başka adını söyleyemeyeceğim bir ton ülkeye gittik, oralarda savaştık. Hala operasyonların içerisindeyiz. Buradan aldığımız bütün verileri biz her zaman için kendi mühendislerimizle, firmalarımızla paylaşarak buraya geldik.
‘Millilik çabalarına eleştiri’
* Yani ben bunun hem kullanıcısıyım hem ilerletilmesine katkıda bulunan, bir avuç yıllardır, yani son 20 yıldır, kesintisiz bu konularla uğraşıyoruz.

* Şimdi burada savunma sanayinin ben birinci elden tanığı olarak ne kadar fedakarlık varken, bazılarının buradaki yerlilik ve millilik çabalarını açıkçası eleştiriyor olmalarını şey yapıyorum.
‘Görevim, yaptırımları kaldırmak’
* Türkiye’ye yapılan açık ve örtülü kısıtlamalar ve yaptırımlar var, diplomatik olarak giderilmesi gereken.
* Şimdi arkadaşlara dedim ki ben: “Türkiye’ye yönelik açık ve kapalı savunma alanında ne yaptırımlarımız var? Savunma Sanayii Başkanlığı’mızın bize verdiği ne listeler ve hangi ülkeler var? Kilit firmalarımızın ürettiği kilit ürünlerin kısıtlamada olduğu nereler var? Hava kuvvetlerimizin kullandığı hangi mühimmatlarda sıkıntılar var? Deniz kuvvetlerimizin kullandığı hangisinde var?” gibi birçok şey var yani, böyle.
* Bunlarda şöyle bir husus var: Bir, yerlileştirme devam ederken, cari olarak kullanılması gerekenleri de ve Silahlı kuvvetlerin, Savunma sanayinin bizden talep ettiği hususların da kaldırılması gerekiyor.
* İki yıldır çalışıyoruz. Yani Kanada’dan kaldırdıklarımız var, Hollanda’yı kaldırdık, Norveç’i kaldırdık, Belçika’yı kaldırdık, Almanya’daki konular büyük ölçüde kalktı. Amerika’dakilerin bir kısmı kalktı, bir kısmı duruyor.
* Şimdi bu benim görevim, bu yaptırımları kaldırmak. İlgili kurumlarımızdan böyle bir talep geldiği sürece bu yaptırımların kaldırılmasıyla alakalı, ben bunu kaldırılmakla yükümlüyüm. Ben bunu kaldırmaya uğraşırken karşı taraf herhangi bir sebepten dolayı bana mantıklı bir izah getiremezse ve konuyu ilerletemezsek benim milli güvenliğim bunu başka yerden almayı gerektirir.