Finansal kriz standart bir krizden daha derin, bir savaştan ise daha kalıcı. Çünkü bu kez yıkılan şey piyasaların kendisinden çok piyasaların refleksleri oldu. Yıllardır yatırım dünyasının en temel kuralı risk artarsa sermaye güvenli limana kaçar idi. Altın alınır, dolar güçlenir, ABD tahvilleri değer kazanırdı. Bu refleks, krizlerin değişmeyen matematiğiydi.
Ama bugün bu matematik çalışmıyor. İsrail-İran hattında devam eden savaş halinin klasik piyasa teorisine göre altın fiyatlarını sıçratması beklenirdi, ama beklenen düzeyde olmadı. Anlık iniş ve çıkışların olması da aslında güvenli liman mı sorusunu tartışılır hale getirir durumda. Anlaşılıyor ki, artık eski dünyanın güvenli limanları tabiri tek başına yeterli değil.
Bugün piyasaların karşı karşıya olduğu risk, geçmiş krizlerden daha karmaşık. Eskiden krizler genellikle tek bir başlıktan doğardı; finansal çöküş, jeopolitik gerilim ya da arz şoku. Oysa bugün üçlü bir baskı aynı anda devrede; enerji fiyatları yükselişte, enflasyon yeniden artışta ve faizlerin yüksek kalma ihtimali artıyor. Bu üçlü yapı, yatırımcı davranışını kökten değiştiriyor. Çünkü artık yatırımcı sadece nerede kazanırım diye sormak yerine nerede daha az kaybederim demeye başlamış durumda.