İstanbul’a sonbaharın geldiğini hatırlatan, sinemaseverlerin kalbinde ayrı bir yeri olan ‘Filmekimi‘ bugün başladı. Hafta sonu nereye gitsek, ne izlesek diye düşünenler için hala sınırla sayıda biletin kaldığı filmleri derledik.
Sömürgeciler (The Settlers)

Felipe Gálvez’in 76’ncı Cannes Film Festivali Belirli Bir Bakış bölümünde FIPRESCI Ödülü kazanan western tarzı filmi, Şili’deki yerli halkların uğradığı soykırımdan kesitler sunarak ‘medenileştirme’ adı altında yapılan mezalimi (vahşet suçu) de gözler önüne seriyor.
Şili tarihinin en kara sayfalarından biri; tarih kitaplarından silinen, Şili’nin ulusal hafızasından kazınan Selk’nam soykırımı, hakikatle resmi tarih arasındaki farkı su yüzüne çıkaran bu çarpıcı dönem filminin özünü oluşturuyor. Gálvez’in ilk uzun metrajlı filmi Şili’nin Oscar adayı oldu.
Kar Kardeşliği (Society of Snow)

J.A. Bayona’nın Venedik Film Festivali’nin kapanışında gösterilen son filmi, 13 Ekim 1972’de And Dağları’na çarparak düşen ve 29 kişinin sağ kurtulduğu gerçek bir öyküden uyarlandı.
Uruguay Hava Kuvvetleri’nin 571 numaralı uçuşu, bir ragbi takımını Uruguay’dan Şili’ye götürecekti. Ancak 45 kişi taşıyan uçak gezegenin en zorlu, en yaşanmaz yerlerinden birine düşünce hayatta kalan 29 kişi ölmemek içi akla bile gelmeyecek çarelere başvurmak zorunda kaldı. Bazı sahneleri kazanın yaşandığı noktada çeken Bayona “Kar Kardeşliği yaşamın olmadığı bir yer hakkında. Ve bu ölü, düşmanca yerde yaşamı yeniden ortaya çıkarmak gerekiyor” diyor. Film, İspanya’nın Oscar adayı oldu.
Eve Dönüş

2021’de ‘Yol Ayrımı’ ile izlediğimiz Catherine Corsini, Korsika’da geçen bir aile öyküsüyle yeniden Filmekimi’nde. Cannes Film Festivali’nde ana yarışmada prömiyerini yapan filmde Khédidja, Parisli zengin bir ailenin çocuklarının bakıcılığını üstleniyor. Yaz boyu Korsika’da kalacaklardır; Khédidja’nın ergen kızları da onlara katılır. On beş yıl önce çok fena koşullarda ayrıldıkları bu adaya dönmek hepsi için sarsıcı olacaktır: Kızlar yaz mevsiminin cazibesine kapılıp ilk aşklarını yaşarken Khédidja da karanlık geçmişiyle yüzleşecektir. Çocukluğu Korsika’da geçen yönetmen Corsini, Eve Dönüş’te duygusal gelgitler ve ergenlik sarsıntılarının yanı sıra aile bağlarını da mercek altına alıyor.
Joan Baez: I’m a Noise

Yaşayan efsane Joan Baez’i hiç böyle samimi ve içten görmediniz. Müzik, şahsi arşiv görüntüleri ve tarihe ışık tutan röportajlar, bir kuşağın sesi olmuş bu çok özel sanatçının hayatını benzersiz bir bakışla bir araya getiriyor. Berlin Film Festivali’nde ilk gösterimi yapılan film, Baez’in son turnesinden görüntülerin yanı sıra sanatçının özel arşivinden gün yüzü görmemiş videolar, yapıtlar ve ses kayıtlarını da içeriyor.
“Daha önce hiç hayatımı böylesine açmamıştım” diyen Baez, filmde ilk defa sahne ve özel hayatından söz ediyor, Martin Luther King Jr.’la insan hakları çalışmaları, Bob Dylan’la gençken yaşadığı birlikteliği, ömrünce yaşadığı duygusal ve psikolojik sıkıntıları ilk defa açıkça anlatıyor.
Hayat Dersleri (Blaga’s Lessons)

‘Blaga’ rolündeki olağanüstü performansıyla Eli Skorcheva’ya Karlovy Vary’de ‘En İyi Kadın Oyuncu Ödülü’ getiren Hayat Dersleri, Bulgar yönetmen Stephan Komandarev’in ‘Yol Tarifi’ ve ‘Devriye’yle başlayan üçlemesinin son filmi: “Bulgar emeklileri makul bir hayat hayallerini çoktan terk edip hayatta kalma derdine düştüler. Gerçekten utanç verici haldeler. Hayat Dersleri toplumumuzun ahlaki çöküntüsünü inceliyor.”
Film, Bulgaristan’ın Oscar adayı oldu.
Vincent Ölmeli (Vincent Must Die)

Fransız yeni dalga korku sinemasına göz kırparken paranoya filmi, aksiyon, komedi ve dedektif türleri arasında bir denge kurmayı başaran bu heyecan dolu film, ilk gösterimini Cannes’da Eleştirmenler Haftası bölümünde yaptı.
‘Kıyamet öncesi’ olarak tanımladığı bu ilk filminde George A. Romero, Luis Buñuel ve özellikle de John Carpenter’dan esinlenen yönetmen Stéphan Castang, psikolojik ve toplumsal şiddetin içindeki ironiyi başarıyla su yüzüne çıkarıyor.