Muharrem İnce’nin tahminleri aşan başarılı kampanyası ve Demirtaş’ın özgürce seçim çalışması yapabilmesi için Perinçek dışındakilerin ısrarcı olması Saray’ın taktiğini bozdu. Şimdilik hedefinde yalnızca İnce ve Demirtaş var. Meclis aritmetiğini ve 2. turu hesaba katarak Akşener ile Karamollaoğlu’na çok ilişmiyor fakat o da bir yere kadar. AKP Genel Başkanı İnce’de epey zorlandı. Onu ne Fethullahçılıkla ne de darbecilikle itham edebildi. “CHP zihniyeti”, “monşer bunlar” gibi iktidarın bir dönem liberallerin desteğiyle oluşturduğu söylem repertuarı da İnce mevzu bahis olduğunda iyiden iyiye boşa düştü. Elde birşey kalmayınca İnce’nin diploma çıkışını dahi “elitistliğe” kanıt göstermek istediler ama o da tutmadı. Çünkü mesele diplomanın kerameti değil, yasada açık bir önkoşulun ihlal edilip edilmediği, halkın aldatılıp aldatılmadığı. Saray “dişli İnce” imajıyla baş edemeyince fabrika ayarlarına döndü. Şimdilerde Muharrem Beyi kâh “gariban” kâh “çırak” olarak küçümseyerek hem onu itibarsızlaştırmaya çalışıyor hem de içinden geldiği cumhuriyetçi geleneği hedef alıyor. Halbuki o geleneğin kitlelere en çok temas eden yanı yoktan var olma, kendi başarı öyküsünü kendi yazma becerisi.