Yıllardır “renksiz, kokusuz anayasa” vaat edenler, yeni anayasa “sapasağlam Türk milliyetçiliği kokacak” diyenler ile kol kola başkanlığı getirme telaşında. Demokrasi ve özgürlükler, savaş mührü ile dikta özleminin kıskacında can çekişiyor.
“Başkanlık gelsin normalleşeceğiz” masalını anlatanlara, kuvvetler ayrılığı yeni sistemde güvence altına alınacak yalanını söyleyenlere “ayinesi iştir kişinin lafa bakılmaz” sözünü hatırlatmak elzem. Tüm yargıyı Saray’a bağlamayı öngören taslağın kuvvetler ayrılığına hizmet edeceğini düşünmek, Kabataş fantezisi ile aynı ligdedir.
Ancak CHP yönetiminin bu gerçeğin ne kadar farkında olduğu şüpheli. “Ülkeyi böldürtmeyeceğiz” sloganı ile miting yapmayı planlamak, AKP’ye aynı gerekçeyle destek verdiğini söyleyen MHP’ye benzemektir çünkü. Tabanda uyanmış demokrasi talebini yükseltmek yerine, iktidarın çizdiği sınırlar içinde siyaset yapmak ya da korkulardan medet ummak çıkmaz yoldur.
Siyasal İslam’a, diktaya, OHAL’e, kayyım atamalarına, çatışmalara dur demeyen bir siyasi söylemin demokratik muhalefetin büyümesine zerre kadar katkısı yoktur.