Gürkan Akgüneş: 'Ben ne yiyorum?' sorusu halk sağlığının en temel sorularından biri

Okura not

Günün 11’i, Türkiye medyasındaki görüş ve yorum çeşitliliğini yansıtmak amacıyla hazırlanmaktadır. Aşağıda özetini bulacağınız yazıya yer vermemiz, içeriğini onayladığımız ve/veya desteklediğimiz anlamına gelmez.

Nasıl ki dalgalar tehlikeli boya ulaştığında denize girmeyi yasaklıyoruz, biber yemeyi de bir süre yasaklamalıyız! Sonuçta halkın can güvenliği söz konusu.

Bu öneri belki size absürt gelebilir. Ancak son haftalarda Avrupa Birliği sınırlarından geri çevrilen Türk biberlerine ilişkin analiz sonuçlarına baktığınızda, pestisit sorununu görünür kılmak için absürt yaklaşıma fazlasıyla ihtiyacımız olduğunu düşünüyorum.

Tarımsal üretimde bu kadar çok pestisit kullanmak zorunda mıyız?

Evet endüstriyel tarımda pestisit kullanımının tamamen ortadan kaldırılması bugün için kolay görünmüyor. Ve her pestisit kalıntısı da akut zehirlenme anlamına gelmiyor. Ancak insanların endişesinin yersiz olduğunu söylemek de mümkün değil. Çünkü artık tartıştığımız şey tek bir pestisit değil. Aynı üründe birden fazla pestisit kalıntısı. Yasaklı maddeler, limit aşımı, kronik maruziyet. Ve en önemlisi de çocukların ve hamilelerin maruz kaldığı toplam kimyasal yük.

Vatandaşın “Ben ne yiyorum?” sorusu artık bir paranoya değil. Tam tersine, halk sağlığının en temel sorularından biri. Ve bu soru “başka bir tarımı” da mümkün kılmalı. Çünkü hem Türkiye’de de dünyada da pestisit kullanımını ciddi ölçüde azaltan başarılı örnekler bulunuyor. Biyolojik mücadeleyle, entegre zararlı yönetimiyle, agroekolojik üretim ilkeleriyle verim kaybı yaşanmadan tarımsal üretimin mümkün olduğunu ortaya koyan üreticilerimiz var.

Yani mesele, “zehirsiz tarım mümkün mü?” sorusu değil. Mesele, bunu yaygınlaştırmak için ne kadar siyasi irade, ekonomik destek ve toplumsal talep oluşturabileceğimiz.

Gürkan Akgüneş’in yazısı