Günay, Kart ve Gürsel en uyumlu üçlüymüş: 'Kadri'yi bırakmak çok zor oldu'

 

Cumhuriyet Kitap Genel Yayın Yönetmeni Turhan Günay, dokuz aylık tutukluluğun ardından tahliye edildiğinde, koğuş arkadaşı Cumhuriyet yazarı Kadri Gürsel’i geride bıraktığı için vicdan azabı çektiğini söyledi.

Günay, Cumhuriyet davasında tutuklu gazete çalışanlarından biriydi. Silivri Cezaevi’nde Kadri Gürsel ve gazetenin karikatüristi Musa Kart’la aynı koğuşta kalan Günay, davanın önceki hafta göülen davanın ilk duruşmasında tahliye edilen isimlerdendi. Akın Atalay, Kadri Gürsel, Ahmet Şık ve Murat Sabuncu ise hala tutuklu isimler.

Habertürk’ten Kübra Par’a konuşan Günay, tahliye olduktan sonra da kendini çok özgür hissetmediğini belirterek, “Kadri Gürsel, ben ve Musa Kart aynı koğuştaydık. Dokuz ay birlikte kalmış, birlikte yemek yemiş, sohbet etmişsiniz. Şimdi ikinizi bırakmışlar, birisi içeride kalıyor. Kadri’yi orada yalnız bırakıp çıkmak çok zor oldu” dedi.

Gürsel’le vedalaşmalarını da anlatan Günay, “Sessiz sakin kucaklaştık. ‘Geçer’ falan gibi saçma sapan laflar söylemenin de anlamı yok. Eşyaların bir kısmını bıraktım, toplamak gelmedi içimden. Tüm eşyalarımı alırsam Kadri’ye ‘Oh senden kurtuldum’ demek gibi olacaktı sanki” diye konuştu.

Günay, tahliyelerin ardından koğuşta yalnız kalan Kadri Gürsel’in gazetenin muhabiri Ahmet Şık’la birlikte kalmaya başladığının da bilgisini verdi.

Günay şunları söyledi: “Pijamalarımı bıraktım, orada askıda duruyorlardı. Alırsam kendime hainlik edecekmişim gibi bir duyguya kapıldım. Biz çıktıktan sonra Kadri aynı odada kalmaktan rahatsız olmuş. ‘Masanın üstüne baktım, Musa’nın imzasını gördüm. Başımı çevirince Turhan Abi’nin pijamasını gördüm. Burası artık bir hayaletler odası’ demiş. Biz çıkar çıkmaz dilekçe vermiş, orada kalamayacağını söylemiş. Son derece doğru bir duygu. Ben de kalsam aynı şeyi düşünürdüm. Ertesi gün Ahmet’in (Şık) koğuşuna almışlar.”

Dokuz aylık tutukluluklarında kendi rutinlerini de oluşturduklarını belirten Günay, ‘çok uyumlu bir üçlü’ olarak tanımladığı Gürsel ve Kart’la olan birlikteliklerini de şöyle anlattı: “İçerideki en uyumlu hücre bizimkisiydi. Eşlerimiz aracılığıyla arkadaşlarımızın bize gıpta ettiğini öğrendik. Gerektiğinde kitap okuyorduk, gerektiğinde konuşuyorduk. Kurallara bağlanmış değildi ama sabah kahvaltıda haber izliyorduk. Akşamları bir sinema kanalı vardı, berbat filmler oynuyordu. Bazen makaslanmış ama yine de seyredilebilir klasikler oluyordu, onları izliyorduk. Sonra da yukarıya sohbete çıkıyorduk. Çok keyifli anlarımız oldu.”

Yayıncılığın prestijli ödülü Voltaire, Turhan Günay ve Evrensel Yayınları’nın