Geçtiğimiz hafta Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan’ın “Sen kimsin be, sen kimsin terbiyesiz… Haddini bil!” diye çıkıştığı Britanya’nın saygın gazetelerinden Guardian, özür bekliyor.
Gazete bugünkü başyazısında, daha önceki bir başyazıyı çarpıtmakla suçladığı Erdoğan’ın özür borcu bulunduğun yazdı.
Makalede, “Erdoğan’ın Guardian’a yönelik suçlamasının hiçbir dayanağı yok. Guardian Erdoğan’ın iddia ettiği şeyleri ne söyledi ne de yazdı. Belki de sırada bir özür vardır” diye yazdı.

‘Erdoğan basına cezalandırmayı seviyor’
Geçtiğimiz hafta gazetenin başyazısında, “Halkın daha yoksul, daha dindar ve daha az Batılılaşmış kesimi üzerindeki etkisini güçlendirdi, ancak yarısını kaybetti” ifadeleri yer almış, Erdoğan Guardian’a miting meydanından şöyle tepki göstermişti: “Bakınız Bir ingiliz gazetesi ne diyor biliyor musunuz? Tam Batılılaşmamış yoksul Müslümanların kendilerini yönetmelerine izin verilemez. Sen kimsin be, sen kimsin terbiyesiz. Haddini bil! Ne zamandan beri size böyle bir yetki verildi. Türkiye, artık mandaların egemen olduğu bir Türkiye değil. O tarih oldu. Artık bu milletin bu gerçek evlatları bu ülkenin sahibi.”
Gazetenin bu sözlere yanıtı gecikmedi. Erdoğan’ın basını cezalandırmaktan hoşlandığını yazan Guardian, MİT TIR’ları haberi nedeniyle hedef gösterilen Cumhuriyet Genel Yayın Yönetmeni Can Dündar ve tutuklanan Mehmet Baransu’ya 52 yıl hapis istenmesini örnek gösterdi.
“Geçen hafta, seçim kampanyasının doruğa yaklaştığı zaman, Türkiye Cumhurbaşkanı yerel basın gibi uluslararası basına da saldırmaya karar verdi” diyen Guardian, Erdoğan’ın son dönemde Die Zelt ve New York Times’a ve son olarak da kendilerine yöneldiğini yazdı.
‘Erdoğan’ın suçlamasının hiçbir dayanağı yok’
Erdoğan’ın savaş açtığı ifadeleri açıklama gereği duyulan başyazıda, şu ifadeler yer aldı: “Erdoğan’ın Guardian’a yönelik suçlamasının hiçbir dayanağı yok. Guardian Erdoğan’ın iddia ettiği şeyleri ne söyledi ne de yazdı. Bunlara benzeyen hiçbir şey söylemedi. Geçtiğimiz hafta yayınlanan bir başyazıda, AKP’nin Türkiye toplumunda bir şekilde daha fakir, daha az Batılılaşmış, daha dindar kesimleri üzerinde bir gücü olduğu ancak, daha genç ve şehirli Türklerle bağ kurmakta başarısız olduğu söylendi. Makale Türklere, Erdoğan’ın yetkilerini artırmasını reddetme çağrısı yaptı. Pazar günkü seçimlerde gerçekleşen de tam olarak buydu.”
Guardian’ın fakir Müslüman Türklerin kendi ülkelerini yönetmesine izin verilmemesini yazdığı iddiasının sinsice bir yalan olduğu belirtilen başyazıda, muhtemelen bir köşe yazarının bu iddiayı uydurduğu, sonra başkalarına ve sosyal medyaya yayıldığı, böylece Erdoğan’ın Ardahan’daki konuşmasıyla bu yalanın hızla bir kampanyaya dönüştüğü belirtildi.
Guardian’ı destekler bir biçimde, gazetenin başyazısını ilk kez Yenişafak yazarı Yusuf Kaplan gündemine almış ve “Tam Batılılaşmamış, yoksul Müslümanların kendi ülkelerini yönetmelerine izin verilemez” dediğini iddia etmişti.
‘Gazeteciler özür diler, politikacılar da dilemeli’
Bu açıklamaların ardından Erdoğan’dan gazeteden özür dilemesi gerektiği kaydedilen başyazı, şu ifadelerle sona erdi: “Gazeteciler kelime seçimlerinde dikkatli olmak zorundadır. Bir şeyi yanlış yaptıklarında ki bazen yaparlar, mümkün olan en kısa zamanda ve en görünür biçimde düzeltmeleri gerekir. Ciddi bir durumda da özür dilemelilerdir. Guardian’ın en uzun süreli Genel Yayın Yönetmeni CP Scott’un dediği gibi, gerçekler kutsaldır. Politikacılar da kelimelerinde dikkatli olmalıdır. Ayrıca, sözünü ettikleri gerçeklerin de doğru olması gerekir. Erdoğan, sözlerinde ve gerçeklerinde kötü bir şekilde yanılmıştır. Belki de sırada bir özür vardır.”