Geçen ay fiyatlardaki yükselişin belini kıracaklarını söylemişti Erdoğan; ama kırılan sadece halkın beli oldu. Enflasyonun üstesinden ‘inşallah’ geleceklerini vadetse de, bilimin akışına ters yüzme inadından geriye elimizde sadece şükür ve sabır kaldı. Ukrayna-Rusya savaşıyla yeni boyutlar kazanarak devam eden küresel krizi fırsata çevirecek adımlar attıklarına dair sözleri ise bugün yeni bir krizin filizlenmesiyle gündemimizde.
Yayılmacıların el birliğiyle hayat destek ünitesinden ayırıp can verdiği NATO, yıllardır tarafsızlık politikası izleyen İsveç ve Finlandiya ile genişlemenin coşkusuna varamadan karşısında Erdoğan’ı buldu. Ancak oy birliğiyle katılımın sağlanabileceği sürece, elindeki o bir oyun ne kadar kıymetli olduğunu cümle aleme olabildiğince açıktan ifade eden Erdoğan’ın görünür taleplerinin başında İskandinav ülkelerinin terör örgütlerine desteğini kesmesi var. Oysa istek listesi bir hayli uzun ve muhatabı da doğrudan ABD. Vaktiyle atılan yanlış adımların birer faturası sayılabilecek Halkbank davası, F16 satışı, F35 programı, CAATSA yaptırımları derken baş ağrıtan pek çok konu var masada bekleyen.