Okura not:
Günün 11’i, Türkiye medyasındaki görüş ve yorum çeşitliliğini yansıtmak amacıyla hazırlanmaktadır. Aşağıda özetini bulacağınız yazıya yer vermemiz, içeriğini onayladığımız ve/veya desteklediğimiz anlamına gelmez.
Nimet Tanrıkulu, bütün ömrü boyunca hak mücadelesi vermiş insanlardan biri.
…
Şimdi yeniden tutuklandı. Dört gün gözaltında kaldıktan sonra, 18 saat süren savcılık ve hakimlik sorgusunun ardından…
Ne soruldu peki?
Tanrıkulu’nun açık seçik yaptığı Süleymaniye ve Erbil seyahatleri…
İtirafçılar, bu seyahatlere yönelik yine benzer iddialarla dosyayı zenginleştirmişlerdi!
Tanrıkulu cezaevinde.
Şaşırmıyoruz değil mi?
Nasıl gazetecilerin tutuklanmasına, yazarların, öğrencilerin, sivil toplum örgütü temsilcilerinin tutuklanmalarına şaşırmıyorsak buna da şaşırmıyoruz elbette.
O insanın ömrüne ne olduğunu, o insanın sadece hak mücadelesi yaptığı için yaşamı boyunca ödemek zorunda kaldığı bedellerin neler olduğunu düşünmeden, aklımıza bile getirmeden, şaşırmadan geçiyoruz üzerinden.
Bir ülkeyi içten içe kemiren, yok eden en büyük sorun adalet sorunudur.
Suriye’de olanlara bakalım.
Artık adaletin sağlanması mümkün mü bu ülkede?
Kim adaletli olabilir ve kim bugünün geçmişten, geçmişin de farklı örneklerden iyi olduğunu söyleyebilir, düşünelim.
Hak savunucusu diye üzerinden geçilip gidilen insanlar, hiçbir karşılığı olmadan o ütopik adaletin peşinden koşuyorlar.
Ülkelerin bir gün adaletsizlikten bu hallere düşmemesi için.
İnsanların üzerinde herkesin kişisel adaletini sağlamaması için.
Ve adaletli bir ülke için…
Bedeli işkence, bedeli davalar, bedeli cezaevi oluyor…
Tanrıkulu yeniden cezaevinde, bu ülkeyi sevmenin yeniden bedelini ödüyor.