Hiç bilmeyen birisiyle hukuk devleti ve yargı uygulamaları konusunda sohbet edecek olursanız lafı çok uzatmanıza gerek yok. Barış Akademisyenleri başta olmak üzere bir bölüm OHAL dönemi ihraçlarının dosyalarını gösterdiğinizde zaten durum net biçimde anlaşılır.
Göreve iade edilen Barış Akademisyenleri’nin durumu sadece bildiriye imza atmak üzerinden değerlendiriliyor. İade talebi geri çevrilenlerin, bildiriye imza atmak dışındaki eylemlerinin belirleyici olduğu, bunların “iltisak” kavramı içinde değerlendirildiği yorumu yapılıyor. Nedir bu eylemler? Basın açıklamasına katılmak, dernek üyeliği, sosyal medya paylaşımları… OHAL döneminde kapatılan bir derneğe daha önce üyeyseniz misal, örgütle de iltisaklı sayılıyorsunuz.
İnsanların hayatları, bu kavramlar üzerinden karartılıyor. Danıştay 5. Daire’nin kararı da bu yönde. Geniş heyetle verilen kararda da tek başına bildiri imzalamanın ihracı gerektirmediği, iltisak için farklı eylemlere de bakılması gerektiği söyleniyor. Haklıymış gibi, hukukiymiş gibi… Hiçbir suçu olmayan insanlar 10 yıldır ağır suçlamalara maruz kalıyor, insanların hayatları ellerinden alınıyor. Devlete sadakat yükümlülüğünden söz ediyorsak, önce gerçeğe sadakatle bağlı kalmak gerekiyor.