Gezi Parkı eylemlerini finanse ettiği suçlamasıyla aralarında 1634 gündür tutuklu iş insanı Osman Kavala’nın ve Taksim Dayanışması bileşenlerinin bulunduğu sanıkların yargılandığı davanın yedinci duruşması görüldü.
Savcı mütalaasında, Kavala ve Ayşe Mücella Yapıcı için ‘cebir ve şiddet kullanarak Türkiye Cumhuriyeti hükümetini ortadan kaldırmaya veya görevlerini yapmasını kısmen veya tamamen engellemeye teşebbüs’ suçundan ağırlaştırılmış müebbet hapis talep etmişti.
Diğer sanıklar Çiğdem Mater Utku, Ali Hakan Altınay, Mine Özerden, Şerafettin Can Atalay, Tayfun Kahraman, Yiğit Ali Ekmekçi’ninse ‘cebir ve şiddet kullanarak Türkiye Cumhuriyeti Hükümetini ortadan kaldırmaya teşebbüse yardım etme’ suçundan 20’şer yıla kadar hapisle cezalandırılması istenmişti.
AİHM kararı
Avrupa Konseyi, dört yıldan uzun süredir aleyhine hüküm verilmeden tutuklu yargılaması devam eden Kavala hakkındaki Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (AİHM) kararını uygulamadığı gerekçesiyle Türkiye aleyhine ihlal prosedürü başlatmıştı.
Avrupa Konseyi Bakanlar Komitesi 2 Şubat’ta Kavala davasının AİHM’e havale edilmesine dair karar almıştı.
Savcılık Kavala’nın hükümeti şiddet kullanarak devirmek suçundan ağırlaştırılmış ömür boyu hapisle cezalandırılmasını istiyor.
İnsan hakları savunucuları, muhalefet partileri ve Türkiye’nin Batılı müttefikleri herhangi bir suç işlediği ispatlanmadan tutuklu yargılanan Kavala’nın serbest bırakılmasını talep ederken, devam eden tutukluluğun yargı üzerindeki siyasi baskının göstergesi olduğunu belirtiyor.
Kavala 2013’teki Gezi Parkı protestolarını finanse ettiği iddiasıyla açılan davadan 2020’de beraat etmiş, ancak tahliye edildikten hemen sonra başka bir soruşturma kapsamında tutuklanmıştı. İstinaf mahkemesi 2021 başında beraat kararını bozarak, bunu 2016’daki darbe girişiminde rol aldığı suçlamasıyla ilgili açılan davayla birleştirmişti.
Son savunmalar
Bugün İstanbul 13’üncü Ağır Ceza Mahkemesi’nde yeniden görülen davanın yedinci duruşmasında 17 sanık ve avukatları son kez esasa ilişkin mütalaaya karşı savunma verdi.
Duruşmaya Ses ve Görüntü Bilişim Sistemi (SEGBİS) aracılığıyla katılan Kavala, “Soyut gerekçelerle tutukluluğumun sürdürülmesi sebebiyle artık savunma yapmamaya karar vermiştim. Ancak davada karara gitmek yönünde bir irade olduğunu görüyorum. Alınacak karara etki edeceğini düşünmesem de kamuoyuna saygı gereği açıklamalar yapacağım” dedi.
Kavala, şöyle konuştu: “AİHM kararının ardından davanın hızla karara bağlanmasına karar verildi. Gerekçesiz birleştirilen dosyalar ayrıldı. İkinci iddianamenin kullanım süresi sona erdi. İkinci iddianame benim tutuklanmam için hazırlanmıştı. Gezi protestoları kamuoyunun gözü önünde gerçekleştiğinden o dönem bu protestoların bir darbe girişimi olduğuna yönelik komplo teorisi tutmadı, hükümet de bu komployu benimsemedi. Yoksa başbakan kendisini devirmek isteyenlerle görüşür müydü? Keza George Soros da 2015’te Türkiye’ye geldiğinde hükümet yetkilileriyle görüşmüştü.”
Kavala şunları kaydetti: “Gezi’nin dışarıdan yönetildiğine dair delil gösterilemedi. 80 ile yayılan protestoları yönlendirdiğim iddiası akla uygun değildir, sadece poğaça ve eczaneden alınmış maskelerle gittiğim Gezi’nin maddi ihtiyaçlarını karşıladığım iddiası saçmalıktır.”
Türkiye’yi ziyaretinde vakfın çalışmalarını değerlendirdiği toplantılar dışında Soros ile hiçbir irtibatım yok. Benim dışımda hiçbir vakıf üyesiyle konuşmuş olmaması, Soros’un sanıklar arasında olmaması, bu iddiaları yazanların da iddialara inanmadığını gösteriyor.”