Gazeteci ve yazarlardan çağrı: Kuşatmayı kaldırın

MESUDE DEMİR

@mesudedemirr

Beş basın, yayın ve yazar meslek örgütünden çağrı: Demokrasiye, seçme, seçilme hakkına, basın ve ifade özgürlüğüne yönelik kuşatmadan, gazeteci, yazar, yayıncıları hukuksuz gözaltına almaktan, ev hapsi ve tutuklamalardan, internete erişim hakkını engellemekten vazgeçin.

Fotoğraf: Diken

Türkiye Gazeteciler Cemiyeti (TGC), Türkiye Gazeteciler Sendikası (TGS), Türkiye Yayıncılar Birliği (TÜRKYAYBİR), Türkiye Yazarlar Sendikası (TYS) ve PEN Yazarlar Derneği bugün TGC Burhan Felek Konferans Salonu’nda ortak bir basın toplantısı yaptı.

CHP’nin cumhurbaşkanı adayı Ekrem İmamoğlu ile birlikte 106 kişinin gözaltına alınma kararının ardından Saraçhane’deki toplantıları ve eylemleri izleyen gazeteciler tutuklandı.  NOWTV muhabiri Ali Onur Tosun, Birgün yazarı Barış İnce,foto muhabiri Bülent Kılıç, FransızHaberAjansı (AFP) muhabiri Yasin Akgül,gazeteci Zeynep Kuray, sendika.org internet sitesi muhabiri Zişan Gür, gazeteci Hayri Tunç, İBB foto muhabiri Kurtuluş Arı, Bakırköy Belediyesi foto muhabiri Gökhan Kam, İzmir’de ise foto muhabiri Murat Kocabaş ve Yağız Barut gözaltına alındı.  

Basın toplantısı sürerken, Akgül, Tosun, Kılıç, Kuray, Arı ve Kam’ın adli kontrol şartıyla serbest bırakıldığı haberi geldi.

Fakat gün içinde savcının kararını değiştirmesiyle tutuklama talebiyle mahkemeye sevk edildiler.

Saraçhane’deki eylemleri izleyen Birgün muhabirleri Ebru Çelik, Deniz Güngör ve Anadolu Ajansı muhabiri Hakan Akgün güvenlik güçleri tarafından darp edildi. TGC üyesi, serbest muhabir Jan Devletoğlu ise Saraçhane’de fotoğraf çekerken güvenlik güçleri tarafından engellendi, fotoğraf makinesindeki çektiği fotoğraflar zorla silindi.

RTÜK temsilcileri Saraçhane’deki toplantı ve eylemleri canlı yayınla ekrana taşıyan televizyon kuruluşlarının lisanslarının iptal edilebileceğini duyurdu.

Yine RTÜK Gezi eylemleri süreciyle ilgili 13 yıl öncesinin görüntü kayıtlarını açılan soruşturma kapsamında İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı’na gönderdi.

‘Gözaltındaki gazeteciler biran önce serbest bırakılmalı’

Toplantıda konuşan TGC Başkanı Vahap Munyar, demokrasinin işlemesi için hukukun üstünlüğüne, basın ve düşünceyi ifade özgürlüğüne saygı duyulması gerektiğini söyledi. Halkın haber alma hakkının en üstün kamu yararı olduğunu vurgulayan Munyar, şöyle devam etti: 

“Gazeteciler bu kamu yararının gerçekleşmesi için görevde. Ancak ülkemizde birçok siyasetçi ve yasalara aykırı davranan kurumların temsilcileri, gazetecilerin can ve iş güvenliğini sürekli tehdit ediyor. Gazetecilere yönelik sözlü ve fiziksel şiddet cezasızlıkla ödüllendiriliyor. Meslektaşlarımıza yönelik sürekli haksız gözaltı uygulaması yapılıyor.

Gazetecilerin gözaltıyla baskı altına alınmaya, sindirilmeye çalışılması halkın haber alma hakkının engellenmesidir. Bu tutumu protesto ediyoruz. Bugün adliyeye sevk edilen meslektaşlarımız bir an önce serbest bırakılmalıdır. Gazetecilik yapmaları engellenmemeli.

Gezi sürecinin haberleştirilmesi gazetecilik faaliyetidir. Haberin serbest dolaşımı yurttaşın haber alma hakkı için gereklidir. Yurttaşların habere ve gerçeğe erişim hakkı engellenmemelidir. Ve gazetecilik suç değildir.”

Foto muhabiri ve kameramanlar şiddeti belgelediği için alındı

TGS Başkanı Gökhan Durmuş, son birkaç gündür protesto hakkını kullananlara yönelik güvenlik güçlerinin ciddi ve orantısız şiddet uyguladığını belirterek, “Bu uygulanan şiddeti görüntüleyen, belgeleyen, fotoğraflayan meslektaşlarımızın özellikle seçilerek hedef alındığının farkındayız. Gözaltına alınanların büyük çoğunluğu foto muhabiri veya kameraman” dedi.

Gazetecilere yönelik yapılan suçlamaysa Toplantı ve Gösteri Yürüyüşleri Kanununa muhalefet. Yapılan eylemi izleyen gazetecinin, eylemi organize ediyor ya da katılıyor ‘suçlaması’yla karşı karşıya bırakıldığını söyleyen Durmuş, şöyle devam etti: “Bunların asıl derdinin, amacının gerçeklerin üzerini örtmek olduğunu hepimiz biliyoruz.

Ama bu yönde ne kadar çaba ve gayretleri olursa olsun, gazetecilik doğası gereği gerçeği ortaya çıkarma, toplumla buluşturma mesleği. Bu tür gözaltılar, davalar, baskılar gazetecileri yıldırmayacak.

Biz işimizi yapmaya devam edeceğiz. Bu hukuksuz, anti demokratik uygulamalar elbet bir gün son bulacak. Sorumluları cezalarını çekecekler.”

‘Son yaşananlar demokrasi açısından kaygı verici’

Türkiye Yayıncılar Birliği Başkanı Kenan Kocatürk, son dönemde yaşanan gelişmeler, ülkenin demokrasisi açısından son derece kaygı verici olduğunu söyledi. Hukukun üstünlüğünün, temel hak ve özgürlüklerin korunmadığı bir ortamda, demokrasiden ve toplumsal barıştan söz etmenin mümkün olmayacağının altını çizen Kocatürk, “Tüm yetkilileri, ulusal ve uluslararası hukukun gerekliliklerine uymaya ve halkın demokratik taleplerine kulak vermeye davet ediyoruz” dedi.

PEN Yazarlar Derneği Başkanı Zeynep Oral, “Mesleklerini hakkıyla yerine getiren gazetecilerin, sanatçıların,  soruşturma ve gözaltına alınmalarına, bu baskılar aracılığıyla tüm medyaya ve sokaktaki insanlara gözdağı verilmeye çalışılmasına, yargı sopasıyla sürdürülen baskılara ‘Artık Yeter’ diyoruz” dedi.

Türkiye Yazarlar Sendikası Genel Başkanı Adnan Özyalçıner “Anayasal haklarımızı artık kullanamayacağımızdan kaygılıyız. Bu nedenle iktidarı ülkemizin toplumsal esenliği, uluslararası saygınlığı için Anayasanın işlerliğine ve yasalara, demokratik-sosyal hukuk devleti uygulamalarına dönmeye çağırıyoruz” diye konuştu.

Gazeteciler, yazarlar, yayıncılar mesleklerini yapamaz hale geldi

Hazırlanan ortak açıklamayı TGC Genel Sekreteri Sibel Güneş okudu. Açıklamada şu görüşler yer aldı:

* Türkiye, Anayasası’na göre demokratik, laik, sosyal bir hukuk devletidir. Basın hürdür, sansür uygulanamaz. Ancak uzun yıllardır devam eden basın ve düşünceyi ifade özgürlüğüne yönelik engellemelerle gazeteciler, yazarlar, yayıncılar haksız gözaltı, ev hapsi, tutukluluk ve işsizlik tehdidi ile mesleklerini yapamaz hale getirilmeye çalışılmaktadır.

* Holding patronları yurttaşların haber alma hakkı için görev yapan gazetelere, muhabir ve yazarlara milyonlarca liralık tazminat içeren stratejik davalar açmaktadır. Davalar bir hakkı savunmak yerine baskı yapmak amacı taşımaktadır.

* Son olarak 19 Mart 2025 tarihinde CHP Cumhurbaşkanı Adayı Ekrem İmamoğlu ile birlikte 106 kişi için gözaltı kararı alınmış, 48 kişi tutuklanmıştır. İstanbul Barosu yönetimi görevden alınmıştır. Demokrasi açısından yaşadığımız kriz, seçme ve seçilme hakkına, toplumdaki adalet duygusuna zarar vermiştir. Kalıcı olarak toplumsal barışın gerçekleşmesi için seçimle gelen herkes seçimle gitmelidir.

‘İktidar Gezi sürecini baskı aracı olarak kullanmaya hazırlanıyor’

* Hukuk devleti olmaya devam edebilmemiz için seçme ve seçilme hakkı korunmalıdır. RTÜK tarafından 13 yıl önceki Gezi sürecine yönelik TV kanallarının görüntüleri İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı’na gönderilmiştir. İktidar, Gezi sürecini yeni bir baskı aracı olarak kullanmaya hazırlanmaktadır.

* Bu süreç yaşanan demokrasi krizinin ardından Saraçhane’de düzenlenen toplantı ve eylemlerin haberleştirilmesinde de devam etmiştir. Son olarak 11 meslektaşımız gözaltına alınmış, bir meslektaşımıza ev hapsi verilmiş, üç meslektaşımız güvenlik güçleri tarafından darp edilmiştir.

* İktidarın talebiyle X sosyal medya platformunda gazetecilerin, yazarların, yayıncıların, internet sitelerinin de içinde olduğu 700 sosyal medya hesabı askıya alınmıştır. RTÜK Başkanı ise demokrasiye, Anayasa’ya, Basın Kanunu’na aykırı davranarak Saraçhane’deki toplantıları canlı yayınlayan TV kuruluşlarına gözdağı vererek lisanslarının iptal edilebileceğini duyurmuştur.

* Biz bir araya gelmiş beş basın, yayın ve yazar meslek örgütü olarak diyoruz ki; Demokrasiye, seçme, seçilme hakkına, basın ve düşünceyi ifade özgürlüğüne yönelik bu kuşatmadan, gazetecilere, yazarlara, yayıncılara yönelik uygulanan hukuksuz gözaltı, ev hapsi ve tutuklamalardan, yurttaşın internete erişim hakkının engellenmesinden vazgeçilmelidir.

* Gezi sürecinin takip edilip haberleştirilmesinin gazetecilik faaliyeti olduğu unutulmamalıdır. İktidara Anayasa’ya ve Basın Kanunu’na uyması, basın ve düşünceyi ifade özgürlüğü ve halkın haber alma hakkını engellemekten vazgeçmesi için çağrı yapıyoruz.

RTÜK: Medya yoluyla kaos oluşturulmaya çalışılmasına müsaade etmeyeceğiz

Taşçı: Basın özgürlüğü RTÜK başkanı tarafından askıya alınmıştır

RTÜK’ten ‘birkaç kanal’a son uyarı

RTÜK üyesinden başkana: Yasada nerede yazıyor müdahale edebileceğiniz?