Bugün ülkemizde artan suç ve şiddet “bireysel ahlaki krizler” değildir. Söz konusu kriz, emekçi olarak üretimden dışlanan, insanca yaşama imkanlarını yitiren ve uçurumun kıyısına sürüklenen hayatların krizidir.
Günümüzde geçici işler hızla yaygınlaşırken, gelir sürekliliği ortadan kalkıyor ve geçim baskısı sürekli artıyor. Emekçi kesimlerin çoğalan ve banka faizlerine giden borçlarını da görmeli. Kredi kartları, tüketici kredileri ve icra dosyaları gündelik hayatın parçası haline gelmiş durumda. Borcu çevirebilmek için ise zaman zaman kayıt dışı ya da yasa dışı yollara yöneliniyor. Sürekliliği olmayan gelir ile kesintisiz geçim baskısının birleştiği yerde insanların işlediği suçların toplamı burjuvazinin işlediği suçların toplamından az da olsa yine de suç. Suç uçurumun kıyısındaki hayatlar için bir sapmadan öte hayatta kalmanın acı bir yolu haline geliyor.
Suçu emekçilerin bir sorunu olarak görmek sermayenin görünmezliği ile de pekişiyor. Sınıf içi gerilimler artarken asıl sorumlular ortada yok.