Demokrasiyi savunma, bazı fikirlerin yayılması, görüşlerin açıklanması, kitlelere ulaşarak ifade özgürlüğünün kullanılması, görüş edinme hakkının sağlanması, eleştirmek, yorumlamak, özgürlüğü kullanmak, başkalarına karşı hoşgörülü olmak, hoşgörü beklemek, basın özgürlüğünü korumak; çoğunlukla bir tehlike yaratabilir.
Buna rağmen demokrasi savunulmalıdır. Bazen demokrasiyi sürdürmek için sınır çizmek gerekebilir. Bütün tehlikeler ve tartışmalar bu sınırın ne olduğu ve ne olmaması gerektiğine dairdir.
İfade özgürlüğünün sınırsız olmadığı yüzyıllardır bilinir.
Ama özgürlüğe ve ifade özgürlüğüne getirilecek sınır ne olmalıdır?
Bu sorunun yanıtı nettir. Sınır, ifade özgürlüğüdür.
İşte bu sınır tehlikelerle dolu bile olabilir. Hatta her zaman tehlikelidir!
Gözaltına alınabilirsiniz, tutuklanabilirsiniz, hapsedilirsiniz… Malınıza mülkünüze el konabilir. Bazı haklarınızdan mahrum edilebilirsiniz. İddianame beklersiniz! Mahkeme önüne çıkmak hakkınızdır, elinizden alınabilir. Yıllarca ceza verebilirler.
Bu tehlikeleri çoğaltabilirsiniz!
İfade özgürlüğünün sınırlarında gezinmek, böyle risklerle dolu olabilir.
“Ancak bu riski almak demokrasinin doğası ve onurudur ve eğer demokrasi bu tehlikeye karşı çıkamıyorsa, o zaman savunmaya değer değildir”
Hans Kelsen böyle söylemiş. Demokrasi doğası gereği özgürlük ve özgürlüğün ise hoşgörü anlamına geldiği kanaatindedir.