Hak ihlallerine, gazetecilerin hapsedilmelerine karşı kendi barikatlarımızı kurmalıyız. Yeni şeyler söylemeli, yeni.
Gazeteci hapiste ise toplanıp güç birliği içinde imzalanmış ve “birlikte” kaleme alınmış “kınama metni” ne işe yarıyor? Hapisteki gazeteciler, hapiste. Açıklamalar mahpusluğu bitirmiyor! İmzaların çokluğu işe yaramıyor. Yüzlerce örgüt imzalarsa etkisi olur mu acaba? Her sorunun yanıtı nafile…
Metni okuyan yine bizleriz, yazan da! Haksız tutulanlar sonunda beraat ederlerse seviniyoruz… Böyle davalar açılmasına karşı daha başka ne yapmalıyız? Kimden hesap sorarak, hesap verebilir bir yargı düzeni yaratabiliriz? Düzen nasıl değişir? Düzene uygun kafaların “yetkileri”, “sahibinin sesi” olanların “sorumsuzluğu” nasıl son bulur? Düzeni sürdürmeye aparat olanların kötülükleri ne yana düşer?
Her şey yasalara uygun diyenlere verilen yetkileri, kimlerin neden ve nasıl kullanıldığını sorgulamakta geç mi kalıyoruz?
Artık yasalarda yazılı hak ve özgürlük metinlerini tekrarlamak yetmiyor. Hakların Anayasalara, kanunlara yazılması özgürlükleri korumuyor.
O halde cesur olmalı, yeni ve farklı mücadele yöntemleri bulmalıyız ve uygulamalıyız!
Barikatları yıkmanın yollarından birisi, kendi barikatlarımızı kurmaktır.
Sokak, bunlardan birisidir ve ifade özgürlüğünün forum alanıdır.