Dünya Kupası, gittikçe faşizan eğilimli siyasi iktidarlarla yönetilen bir çağda ulusların gösteri alanına dönüşüyor. Şekil verilen bıyıklar, gol sonrası çıkarılan haçlar, varılan secdeler, tanklı toplu marşlar, tribünlere gönderilen gizli işaretler güzelim futbol oyununu bozuyor.
Oysa futbolun dahi çocuğu Lamine Yamal’ın maç sonrasındaki, küçük kardeşiyle ekran aracılığıyla giriştiği sevgi gösterisi başka bir şeyi gösteriyor. İspanya’nın gururu olmaktan da öte asıl amacı rakibini yenerek kardeşini sevindirmek olan Yamal’ın çocuksu coşkusu, diğer taraftan bir serbest atış sırasında Norveçli Haaland’ın poposunu çimdikleyen İngiliz Jude Bellingham’ın maç sırası ve sonrasındaki ‘bozulmayan neşeleri’ futbolun kurtarıcıları gibi görülüyor.
Sırf o şirin çocuğun neşesinin ilham yaratması için bile, ‘İspanyalar!’ın hep yenen takım olması gerekiyor!