Boşuna “Alevera dalevera, bizim Mehmet nöbete” dememişler… Irak’ın işgalinin üzerinden 11 yıl geçti; bir milyondan fazla insan bu arada hayatını kaybetti, dört milyona yakın insan farklı topraklarda yaşamak zorunda kaldı ve sonunda gelinen nokta, yine Türkiye’nin Irak batağına çekilmesi…
O kadar zaman önce Irak’ın içine düştüğü duruma taraf olmamıştık; son zamanlarda Musul’da yaşanan olaylar kaçınılan âkıbeti yeniden Türkiye’nin ayağına doluyor. İsrail’in eski başbakanı Ehud Barak, “ABD ve Türkiye hava harekâtı yapabilir” demiş bile…
Geçmişte sayıları zaten az olan sağduyulu kalemler arasından ‘savaş cephesi’ne kayıplar verildiği anlaşılıyor. Hükümete olan husumet duyguları, belli ki, bazılarını ‘savaş yoluyla iktidardan kurtulma’ formülünü benimsemeye sevk etmiş… Muhalefet partileri de eskisinden farklı bir konumda; biri Mehter marşları eşliğinde Irak’a müdahale tavsiye ediyor, diğeri hükümeti âcizlikle suçlayarak savaşkan refleksleri tahrik ediyor…
Görüyorsunuz, ‘Neo-Çılgınlar’ çılgın olmasına çılgınlar, ama aptal değiller; kafalarına koyduklarını aradan on yıl değil bir asır geçse de gerçekleştirmenin yollarını arıyorlar… Ve buluyorlar da… Umarım, sağduyu ülkemize yine hâkim olur.