F-35 uçaklarının Türkiye’ye verilmesi konusunda savaş bakanı ile dışişleri bakanı çalışmaktaymış; olacakmış o iş.
Kaan uçaklarının kullanacağı ABD üretimi motorların en yakın müttefiklerine verilmemesi mümkün değilmiş zaten; ‘‘Vermeye zorunluyuz’’ diyor Trump.
Yaptırımlara gelince… Ne yaptırımı yahu, en yakın müttefiğine ABD yaptırım mı uygularmış hiç.
Soruların birinde Rus yapımı hava savunma sistemi ‘S-400’ün Türkiye’deki varlığı da geçer gibi oldu, Trump işitmezden geldi. Sorun edilecek bir şey değil bu, ona göre.
Hepsi sıradan şeyler.
Ankara’daki basınla buluşmayı binlerce kilometre uzaktan, Trump’ın memleketi ABD’den izlediğim için olacak, doğrusu bu kadar olumlu ve uyumlu mesajlara ne diyeceğimi bilemiyorum.
Türkiye-Amerika ilişkilerini yarım asırdan uzun bir süredir en yakın noktalardan izliyorum. ABD başkanlarının basınla buluşmalarında yer aldım, bakanlarıyla ve üst düzey bürokratlarıyla fikir alış-verişi yaptım, öndegelen fikir üreten kurumlarında konuştum, büyükelçileriyle dar katılımlı ortamlarda bulundum. ABD’yi temsil eden hiç kimseden Trump’ın ağzından çıkanlara benzer olumlu sözler işittiğimi hatırlamıyorum.
(…)
Henüz ABD’de iken Trump, Türkiye’ye büyük bir müjdesi olacağını söylemişti. İlk gün açıkladıklarını kendisi sıradanlaştırdığına göre o ‘müjde’ henüz açıklanmadı diye düşünüyorum.
Giderken mi açıklayacak acaba?