Okura not:
Günün 11’i, Türkiye medyasındaki görüş ve yorum çeşitliliğini yansıtmak amacıyla hazırlanmaktadır. Aşağıda özetini bulacağınız yazıya yer vermemiz, içeriğini onayladığımız ve/veya desteklediğimiz anlamına gelmez.
Muhalif güçlerin ana gövdesini HTŞ oluştursa da, HTŞ’nin en önemli destekçisi Suriye Milli Ordusu (SMO) Türkiye’nin yabancısı değil. SMO, durumdan vazife çıkartarak, Ankara’nın Suriye politikasında tedirginlik kaynağı olan PYD/YPG’yi Tel Rifat’ı terk etmeye zorladı. Münbic de yeni hedef…
Sınırlarının ‘tehdit’ unsurlarından temizlenmesi Türkiye için elbette önemli.
Dış basındaki değerlendirmelerde, ortaya çıkan tabloda en büyük kazananın Türkiye olduğu vurgusu ön planda…
Acaba doğru mu bu görüntü?
Kuşkulu muyum?
Evet, öyleyim, kuşkuluyum.
Dikkat edilirse, Suriye’deki dengelerin değişmeye başladığı ilk günden bu güne, daha önceleri konunun içinde bulunduğu bilinen bir ülkeden pek ses çıkmıyor.
ABD’den…
Washington şu sırada iki başkanlı; biri -Joe Biden- topal ördek konumunda; var ama yok hükmünde; diğeri, -Donald Trump- yok sayılması gereken bir durumda ama sanki başkanmış gibi davranıyor…
Ara dönem yüzünden olabilir bu suskunluk…
Yine de kuşku duyarım.
Şundan: ‘Arap baharı’ Suriye’yi de etkisi altına alıp iç-savaş çıktığında, sorunu kökünden çözecek formülleri Ankara üretmişti.
Ankara Suriye için yeni bir yöneticiler listesi bile hazırlamıştı.
Hazırlanan listedeki isimler veto yedi ve süreç işlemedi.