Japonya’yı dize getiren atom bombasının temin ettiği dünya düzeninin altındaki temel mantık nükleer silah olmadan yeni imha araçlarıyla sahneleniyor. ABD Başkanı Donald Trump bataklığa gömüldükçe elini yükseltiyor.
Rejimi dağıtmak için umut bağladıkları kafa uçurma operasyonları işe yaramadı. Ardından teknik kapasitesi yüksek üniversiteleri, 106 yıllık Pasteur Enstitüsü gibi köklü kurumları, bilimsel araştırma merkezlerini, hastaneleri, kritik fabrikaları ve enerji altyapısını hedef alarak milyonları çaresizliğe sürüklemeye çalışıyor. Yeni bölgesel düzeni ve güç denklemini ancak böyle kurabileceğine inanıyor. İran’ın yıkımını Amerikan nesillerinin geleceğine yatırım olarak görüyor.
Pentagon’da ‘savaş partisi’ ile ters düşen generaller tırpanlanıyor. Savaşın ortasında Kara Kuvvetleri Komutanı Orgeneral Randy George’in yanı sıra iki generalinin görevden alınması Tahran’da hedeflenen çöküşün Pentagon’da başladığını söylüyor.
İran’ın jeopolitik kapasitesi hiç hesaba katılmadı. Coğrafyanın avantajları onların tarafında. Hürmüz’den sonra Yemen’deki müttefikler eliyle Bab’ul Mendeb’i kapatmak dahil daha henüz açmadıkları kartlara sahipler.
Bölgedeki denklem asla savaştan önceki yerinde durmayacak. Ne ABD’nin yeri ne de İran’ın yeri aynı kalacak. Dünya Amerikan liderliğindeki aşınmaları ve küresel hegemonyadaki çatırdamaları büyük dersler çıkararak izliyor.