Sorun yalnızca gündemin hızlı değişmesi değil. Bu hız, düşünme biçimimizi de değiştiriyor. Çünkü sürekli değişen gündem, insanları değerlendirmeye değil, anlık tepki vermeye yöneltiyor.
Artık bilgi edinmekten önce pozisyon almak zorunda hissediyoruz.
Belki de bu yüzden Türkiye’de tartışmalar giderek olaylar üzerinden değil, kimlikler üzerinden yapılıyor.
Hakkında işlem yapılan kişiyi seviyorsak daha ilk dakikadan onun masum olduğuna, sevmiyorsak suçlu olduğuna inanıyoruz. O kişinin siyasi görüşü, yaşam tarzı, geçmişte yaptığı açıklamalar veya ait olduğu düşünülen çevre, olayın kendisinin önüne geçiyor.
Böylece hukuk tartışması, hukuk üzerinden yapılmıyor. İnsanlar delilleri, gerekçeleri ve usulü değil; isimleri savunuyor veya mahkûm ediyor.
Dün hakkında kesin hükümler verdiğimiz kişinin bugün adını bile anmıyoruz.
Dün herkesin uzmanı olduğu bir dosyanın bugün hangi aşamada olduğunu bilmiyoruz. Olay çözülmediği hâlde zihnimizde kapanıyor; çünkü ilgimizi çeken yeni bir olay başlıyor.