Bir hukuk devletinde, yöneticilerin şeffaflığı özellikle de yargı sisteminin en tepesindeki ismin halka açıklığı oldukça önemli. Çünkü şeffaflığın artmasının yalnızca etik bir tercih değil; aynı zamanda yolsuzluk riskini azaltan ve kamu denetimini güçlendiren yapısal bir unsurdur.
Ancak, Gürlek’in Adalet Bakanı sıfatıyla aynı zamanda Hakimler ve Savcılar Kurulu’nun başkanı olması, bu tür iddiaların yargısal süreçlere taşınması halinde yapısal bir tartışmayı da beraberinde getirir. Zira yargı bağımsızlığı ve tarafsızlığı ilkeleri açısından, yargı mensuplarının atanması, disiplin süreçleri ve mesleki denetimi üzerinde etkili olan bir makamın, dolaylı da olsa yargılama süreciyle ilişkilendirilmesi “çıkar çatışması” ve “görünürde tarafsızlık” sorunlarını gündeme getirebilir.
Bu yüzden adalet bakanının HSK başkanı olmasının yargı bağımsızlığıyla uyuşmadığını yılmadan belirtiyor ve tekrar ediyorum; adaletin yalnızca sağlanması yetmez, aynı zamanda sağlanıyor görünmesi gerekir.