Artık çok daha iyi anlaşıldığı üzere, bugün İran’ın ABD-İsrail saldırganlığına karşı izlediği stratejinin bir provası 2019 yılında zaten yapılmıştı yani. İran, olası bir saldırıda Körfez bölgesinin dünyanın enerji yatağı ve enerji geçiş güzergâhı olmasından kaynaklı jeopolitik önemini devreye sokmayı, bunun üzerinden küresel bir krizi tetiklemeyi ve uluslararası sistemi kaotik bir sürecin içerisine sokmayı daha önceden planlamıştı ve ABD’nin boğazını sıkabileceği yerin Hürmüz olacağını biliyordu.
ABD finans kapitalinin en önemli isimlerinden biri olan milyarder yatırımcı Ray Dalio da kişisel bloğunda yayınlanan “Hürmüz Boğazı Amerika’yı Bitirebilir: Nihai Savaş” adlı yazısında Süveyş’e gönderme yaparak İngiltere’nin Mısır karşısında aldığı diplomatik yenilginin İngiliz imparatorluğunun sonu anlamına geldiğini ve şimdi de ABD’nin benzer bir durumla karşı karşıya olduğunu söylüyor.
Dünya ekonomisi savaş nedeniyle hızla hem yüksek enflasyon hem durgunluk ortamına, yani stagflasyona doğru sürüklenirken Trump yönetimi savaşın meşruiyetini tesis edip genişletemiyor, savaş üzerinden bir hegemonya kuramıyor. NATO ülkelerinin hemen tamamı Trump’ın Hürmüz’e asker gönderme çağrısına teker teker hayır derken, benzer bir şekilde Avustralya, Japonya ve Güney Kore gibi ülkeler de bu işe hevesli ve niyetli görünmüyorlar.