Okura not:
Günün 11’i, Türkiye medyasındaki görüş ve yorum çeşitliliğini yansıtmak amacıyla hazırlanmaktadır. Aşağıda özetini bulacağınız yazıya yer vermemiz, içeriğini onayladığımız ve/veya desteklediğimiz anlamına gelmez.
Süreç, daha başlamamışken bile muhalefet içerisindeki ayrım ve çatlakları güçlendirmiş ve örneğin şu an için ortak bir cumhurbaşkanı adayı çıkarılmasını imkânsız hale getirmiştir. Hatta daha da ileri gidelim, Özel, Kılıçdaroğlu, İmamoğlu ve Yavaş’ın gelişmeler karşısındaki tutumlarına baktığımızda gördüğümüz üzere CHP’nin bile tek bir aday üzerinde uzlaşması zora girmiştir. Dolayısıyla Erdoğan ve Bahçeli muhalefeti daha da parçalamak için buraya oynamaya devam edeceklerdir.
Yine de tüm bunlar sürecin pürüzsüz bir şekilde ilerleyeceği anlamına gelmez. Öcalan’a ne verilecektir de silah bırakma çağrısı yapacaktır örneğin? Meclis kürsüsünde konuşma ve sonrasında “umut hakkı”ndan yararlanma biraz fantezi gibi görünmektedir; ev hapsi ve görüşlerini kamuoyu ile paylaşma olanağı ise daha gerçekçi görünmektedir. Bu söz konusu olsa bile PKK Öcalan’ın vereceği talimatlara kesin olarak uyacak mıdır? Silah bırakmayı kabul edecek midir? Bunun için hangi talepleri masaya sürecektir? Yeni anayasaya Kürtleri memnun edecek bir ibare ya da madde eklenmesi mümkün olacak mıdır? Tepkisel milliyetçilik dalgası göğüslenebilecek midir?
Bunların hepsi birer soru olarak karşımızda durmaktadır ve önümüzdeki dönemde kısmen de olsa yanıtlanacaktır. Ancak esas görülmesi gereken, iktidarın “çözüm” diyerek kendi hegemonya bunalımını çözme, “iç cepheyi güçlendireceğiz” diyerek de zayıflayan hegemonyasını yeniden güçlendirme arayışında olmasıdır. Bunun böyle ele alınmadığı her siyasi tutum iktidarın ömrünü uzatmasına yardımcı olmaktan başka bir anlama gelmeyecektir.