Savaşta hep önce yoksullar ölür, savaş en çok yoksulları vurur, sermaye sınıfı ise hep kazanan olur. Bugün emperyalizmin İran’a yönelik saldırganlığına karşı çıkmak, bu emperyalist savaşa itiraz etmek gerekir. Ancak emperyalist savaşa itiraz, emperyalizme itirazı, emperyalizme itiraz ise sermaye düzenine kökten bir itirazı gerektirir. Bu düzenin değişmesini istemeden barış yanlısı da antiemperyalist de olunmaz.
Bugün Türkiye’de zengini daha zengin, yoksulu daha yoksul yapan bir sermaye düzeni var. Bugün Türkiye’nin sermaye düzeni, Adana’ya NATO çokuluslu kolordusu ve İstanbul’a Deniz Unsuru Komutanlığı kurma planlarıyla Türkiye’yi emperyalizme daha bağımlı ve savaşlara daha açık bir hale getiriyor, Türkiye’de halkın güvenliği bizzat bu düzen eliyle büyük risk altına sokuluyor.
O halde barış diyen, ekmek diyen, adalet diyen, bağımsızlık diyen bütünlüklü bir siyasete ihtiyacımız var. Ya böyle bir siyaset var edilip halk yumruğunu masaya vuracak ya da sermaye düzeni yoksul halkın hayatı üzerinde tepinmeye devam edecek.