Kuvvetler ayrılığının ve yargı bağımsızlığının tesisi için çalışılacağına da, parlamenter demokrasinin güçlendirileceğine de, sosyal devlet esası üzerine bina edilmiş iktisat politikalarına geçileceğine de inanmıyorum. Dinselleşme gündemi hiçbir şekilde geri çekilmeyecek, başkanlık planlarından öyle kolay kolay vazgeçilmeyecek, dinselleşme, otoriterleşme ve piyasacılık üzerine kurulmuş yeni rejim inşası hız kesmeden devam edecek.
İslamcı darbe girişiminin bastırılması üzerinden ‘milli mutabakat’ adı altında yeni bir sağcı dalga yükseltilmişken, sokakta bir karşı-Gezi mitosu üretilmişken, neo-31 Mart diyebileceğimiz süreç Pazar günü Yenikapı’da önemli bir kalabalıkla taçlandırılmışken neyin iyimserliği bu?
Eğer bir iyimserlikten söz edeceksek, bu ancak mücadelenin kendisine dair olabilir; ancak mücadeleyle ilişkilendirilmiş bir iyimserlik, ahmaklığa, naifliğe, saflığa sürüklenmemek anlamına gelebilir, ancak buradan temkinli, iradi bir iyimserlik çıkabilir.