SAKIN yanlış anlamasın hiç kimse, bu yazacaklarım Hakk’ın rahmetine kavuşmuş birine yönelik değil.
Tam aksine rahmetli Erdoğan Demirören’le gençlik dönemlerimden bu yana süren bir muhabbetimiz vardı.
Belki de o yüzden kendisine “Erdoğan Amca” derdim.
Hatta birkaç yıl önce yine, henüz daha medya patronu olmamışken kendisine “Erdoğan Amca” dediğimde kızmış, “Ulan saçın sakalın ağardı. Bana amca deyip durma. Abi falan de. Senin yüzünden beni de çok yaşlı zannedecekler” diye gülerek bozuk atmıştı.
Nur içinde yatsın. Söyleyeceklerim ona değil.
Erdoğan Demirören’in ölümünün ardından sahibi olduğu medya grubunda “postmortem” gazeteler yapıldı.
Ve tabii Ahmet Hakan ile Ertuğrul Özkök gibi bazı yazarlar da“dokunaklı” postmortemler yazdılar.
Ben bunlardan Ertuğrul Özkök’ün yazdığına takıldım.
Sevgili Özkök yazısında, vefat eden yeni patronunu överken, eski patronunu da ihmal etmemiş ve bayağı bir “yıkama yağlama” yapmış.
Elini tutacak, “Yapma” diyecek halim yok, ama abartıya kaçınca bir “ayar” gerekiyor.