Bir yazar, bir kitap yazıyor.
Kitabında kitabın “gerçek” kahramanına, konjonktüre uygun övgüler düzüyor, konjonktüre uygun bir öykü yazıyor.
Kitaptaki hiçbir bilgi yıllar boyu yalanlanmıyor, kitapla ilgili bir dava falan açılmıyor.
Sonra muhalif biri o kitaptaki bilgilerden de yola çıkarak kitabın gerçek kahramanıyla ilgili bir iddia ortaya atıyor.
O güne kadar, “Ben yalan yazarım” dememiş olan kitabın yazarı birdenbire ortaya çıkıyor ve “Evet o kitabı ben yazdım, ama yazdıklarım doğru değildi. Ben o kitapta yalan şeyler yazmış olabilirim” diyor.
Kitapta yazılanlar, anlatılanlar doğru mu değil mi ben bilemem.
Ama şurası net.
Bu kitabın yazarı “adam” değilmiş. Bir nevi Maranki imiş.
Eğer dediği gibi yazdıkları yalansa, yalancı olduğu için.
Yalan yazdığını yıllarca saklayıp şimdi konjonktür değişince “Ben aslında yalancı, güvenilmez biriyim” diyerek yıllarca yalanını sakladığı için.
Yok eğer yazdıkları doğruysa da o halde bugün “Yalancıyım” diyerek konjonktüre uygun yalancı olduğu için.