Soğuk Savaş bittikten sonra İslam, bir kez daha Batı’nın birliğini sağlayacak bir öteki olarak konumlandırılmak istendi. 11 Eylül saldırıları İslam’ı radikalizmle ve fanatizmle özdeşleştirmek, onun üzerinden Batı’nın ortak kimliğini inşa etmek isteyenler için büyük bir fırsat sağladı.
O günden bugüne İslam’ı, İslam dünyasını bir yanda el Kaide ve DEAŞ gibi örgütlerin temsil ettiği “Selefi” fanatizmle, öte yanda İran devletinin temsil ettiği “Şii” radikalizmiyle özdeşleştirme çabası içinde oldular. Bu unsurlar üzerinden Batı kamuoyuna İslam korkusunu zerketmeye, muhayyel bir düşman yaratmaya çalıştılar.
Sözün özü Türkiye sadece kendi istiklalini, büyümesini temin ettiği için değil aynı zamanda dünya siyasetine etki edecek şekilde bölgesinde oyun bozduğu için de şimşekleri üzerine çekti.
Batı’daki şer odaklarının 16 Nisan’da yapılacak referandumda bu kadar açık pozisyon almalarının, hayır propagandası yapmalarının nedeni de bu.