Hadi şimdi Bursa’ya çalıştaya geçiyoruz… Okuma yazma oranları düşük, regl yoksulluğu yüksek, Roman ve mülteci kadınlar çok katmanlı ayrımcılıkla mücadele etmek zorunda… Bursa’nın farklı ilçelerinden kadınların anlatımları böyle.
Kadınlarla ilgili ne zaman konuşsak zaten ilk anda veri olmaması sorunu ile karşılaşıyoruz. Veri yoksa sorun ne, çözüm nasıl olmalı? Haliyle bunun yanıtı da olmuyor. Tam bu nedenle bu çalıştaya giden yolda ilk basamak Bursa’nın bir çok mahallesine gidip kadınlarla görüşmek oluyor.
Derya Şimşek Aksakal, saha çalışmalarında en çarpıcı verilerden birinin kamusal alanın cinsiyetlendirilmesi olduğunu söylüyor: “Parklardaki banklarda erkekler oturuyor, kadınlar o alanı kullanamıyor. Kadınlar ancak güvenlikli belediye tesislerine gidebiliyor.”
Sevgi Baysal da aynı tabloyu farklı mahallelerden örneklerle tamamlıyor: “Altınova’da kadınlar parkta yürüyemiyor ama belediyenin güvenlikli tesisine sabahın köründe gidip yürüyüş yapıyor. Çünkü orası ‘güvenli’. Yani mesele sadece alan değil, o alanın kime ait hissettirildiği.”
Regl yoksulluğu ise görünmeyen en yakıcı başlıklardan. Derya Şimşek Aksakal, karşılaştıkları tabloyu şöyle anlatıyor: “Kadınlar bez kullanıyor. Kocalarının atletlerini kesip ped yapıyorlar. Genç kızlara ancak para yetiyorsa hazır ürün alınıyor. Bu, hâlâ konuşulamayan ama çok yaygın bir yoksulluk.”