Etyen Mahçupyan: PYD ile Esad arasına sıkıştığımızı, handikaplarımızın bizi Esad'ı seçmeye yönelttiğini görmekte yarar var

Okura not

Günün 11’i, Türkiye medyasındaki görüş ve yorum çeşitliliğini yansıtmak amacıyla hazırlanmaktadır. Aşağıda özetini bulacağınız yazıya yer vermemiz, içeriğini onayladığımız ve/veya desteklediğimiz anlamına gelmez.

 

Suriye konusunda ABD ile Rusya’nın tasavvurları arasında benzerlik ve geçişlilikler farklılıklardan çok daha fazla. Ne var ki İran’dan aldığı icazet Esad’ı kontrol edilemez bir noktaya taşıdı ve ortalıkta ne insani ne de ahlaki sınır kalmadı…

ABD’nin askeri seçeneğe yönelmesi, gerçekte Rusya’nın taahhüdünü yerine getirebilmesi için ona ortakları karşısında pazarlık gücü veriyor. Koalisyon kanadının bundan sonraki hamlelerinin Rusya’nın ‘enformel bilgisi dahilinde’ olacağından kimsenin kuşkusu olmasın. Aynı bağlam Rusya’nın Türkiye’ye de Afrin’i terk etme çağrısı yapmasına neden oluyor çünkü böylece Rusya kendi durumunu ‘dengelemeye’ çalışıyor. Türkiye ise doğal olarak Menbiç ve devamını zorlamaktansa, ‘bilek güreşi savaşının’ bitmesi çağrısında bulunuyor ve tarafları ‘siyasi sürece geçmeye’ davet ediyor.

Erdoğan’ın söylediği üzere Türkiye’nin “ne ABD ile müttefiklikten, ne Rusya ile enerjiden güvenliğe kurduğumuz ilişkilerden, ne de İran ile ilişkilerimizden vazgeçmeye” niyeti yok ve bu gayet doğru bir politika. Ama öte yandan gerçekçi olmak gerekirse, PYD ile Esad arasına sıkıştığımızı ve kendi ideolojik handikaplarımızın bizi ister istemez Esad’ı seçmeye yönelttiğini görmekte yarar var.

Türkiye kendisini Sünni Araplar için mücadele halinde görebilir… Ancak genelde Kürtleri yanımıza alamadığımız sürece Suriye’yi Esad’a teslim eden dinamiğe hizmet ederiz ve bunun bizi nerelere sürükleyeceğini de bilemeyiz…

Etyen Mahçupyan’ın yazısı