Bugün Kürt coğrafyasında basit sınır kaçakçılığı artık çok masum kalıyor. Uyuşturucu ticareti, toptan yakıt kaçakçılığı ve fuhuş büyük endüstrilere dönüşerek genç kuşağı ‘elemanlaştırmış’ durumda. Özellikle göç alan yerlerde ailelerin neredeyse üçte birinin yardım almadan yaşayamadığı düşünülürse, bu ailelerin çocuklarının nasıl bir ‘kullanıma’ muhatap kaldıkları daha iyi anlaşılabilir.
Kaçak elektrik meselesi bu tabloyu sembolik anlamda tamamlıyor. Çünkü elektrik ‘devlete’ ait… Yani suiistimal edilmesi mubah. Pompalanan ideolojik ‘Kürt duruşu’ bir yandan her şeyi devletten beklemeyi, öte yandan devletten aleni olarak çalmayı meşru gösteriyor. Kürtlerin ‘ezeli ve ebedi’ mağduriyeti devlete yapılanların haklı gösterilmesini kolaylaştırıyor. Bir Kürt gözlemcinin belirttiği üzere “işlenen suçların bir hak arama faaliyeti olduğuna inanılıyor.” Sonrası devlete yapılanların devletle ‘işbirliği’ içinde olanlara da yapılmasıdır. Bundan bir adım ötesi ise ortaya çıkan düzenin sistemleşmesi, yapısal hale gelmesi ve kendini yeniden üreten ‘rasyonel’ bir mekanizma olarak bilinçli şekilde çalıştırılmasıdır. Sonuç Kürt coğrafyasını yozlaştıran bir ‘savaş ve yoksulluk beyleri’ dünyasının hâkimiyetidir.