Etyen Mahçupyan: Erdoğan'ın kalıplaşmış söyleminin arasına özel mesajlar eklenebiliyor

Okura not

Günün 11’i, Türkiye medyasındaki görüş ve yorum çeşitliliğini yansıtmak amacıyla hazırlanmaktadır. Aşağıda özetini bulacağınız yazıya yer vermemiz, içeriğini onayladığımız ve/veya desteklediğimiz anlamına gelmez.

 

Liderlerin her söylediğinden anlam ve ahkam çıkarmak doğru değil. Kontrolü sürekli elinde tutmak isteyen bir siyasetçinin bazen günde birkaç kez konuşma yapması gerekebilir. Her konuşma içeriğinin farklı olmasını, siyaseten anlamlı mesajlar içermesini beklemek gerçekçi olmaz. Nitekim örneğin Erdoğan’ın kalıplaşmış ve hemen her seferinde tıpatıp aynı cümlelerle dile getirdiği paragraflardan oluşan söylem pratiğini de yadırgamamak lazım.

Ancak bazen bu söylemin içine belki duyup beğendiği, belki de söylemek üzere hazırlayıp belirli bir anı beklediği ‘özel’ mesajlar eklenebiliyor. Bu mesajları ciddiye almak gerek… Siyaset değişikliği ima ettiği için değil. Zaten çoğunun doğrudan siyasetle ilişkisi de bulunmuyor. Aksine söz konusu mesajlar Erdoğan’ın ruh halini, kendisi ile ilgili algısını, anlam dünyasını ve tahayyüllerini ortaya koyduğu için ilginç ve anlamlı. AK Parti liderinin biyografisini yazmayı düşünenlerin, standart metnin dışında duran ama sanki zamanının gelmesini bekleyen bu özel cümlelere dikkat etmelerinde yarar var.

Kısacası Erdoğan’ın dünyasında 2019 bu ülkenin ve milletin yeniden doğuş anını simgeliyor. Bu an tarihsel bir boşlukta yer almıyor… Herkes ‘bizim kim olduğumuzu… nereden gelip nereye gittiğimizi anlayacak’ derken ezeli ve ebedi bir tarihsel özneye atıfta bulunuyor. Sanki Türkler efsunlanmış, uyutulmuş şekilde yüzyıllarca kaldıktan sonra, şimdi Erdoğan ve onun vizyonu sayesinde ‘dirilip’ tarih ve siyaset sahnesindeki ‘gerçek’ hüviyetlerini cümle aleme kanıtlamanın eşiğindeler.

Liderleri lider yapan özelliklerden biri de muhakkak ki mobilize etmek istediği insanları, kendisine ilişkin algısı etrafında kurduğu dünyaya inandırma becerisidir. Tarihte birçok figürün örneklediği gibi ve genellikle sonuçlar onların beklentisine pek uymasa da…

Etyen Mahçupyan’ın yazısı