Ayrıca hoşlansak da hoşlanmasak da PKK’nın belirli koşullar altında masada yeri olacağını baştan teslim etmek gerek. Çünkü çözümün sadece PKK ile sağlanamayacağı ne kadar doğruysa, PKK’sız olamayacağı da o kadar doğru. Bu adım atılmadığı takdirde Kürtlerle konuşmama noktasına gidilir ve koca bir toplum örgüte sunulmuş olur.
Türkiye PKK’yı bir tehdit olarak tanımlamakla yetindiği sürece, Kürtleri de örgüte rehin verme riskini taşıyor. Oysa mesele bir ‘birlikte eşit yaşama’ sorunu ve PKK tehdidin ötesinde bir gerçekliğe sahip.
Son bir nokta olarak, eğer iktidar Kürtlerle ilişkinin Erdoğan üzerinden olabileceğini düşünüyorsa daha da büyük yanılgı içinde demektir. Bugün Erdoğan bölgede olumlu bir izlenime sahip değil ve her konuşmasında bu durumu pekiştiriyor.
Kürt meselesinin çözümünde ilerleyememe, aksine sıkışma ve paralize olma, AK Parti’nin milliyetçileşip sağcılaşması ile el ele yürüyor. Bugün hayat AK Parti’nin parmakları arasından kaçıyor. Üstelik doğruları yapmak için her şeye sahip olduğu bir dönemde…