Recep Tayyip Erdoğan 14 Temmuz 1996’da İBB başkanı iken, “Demokrasi bir tramvaydır, gittiğimiz yere kadar gider, orada ineriz. Demokrasi amaç değil, araçtır.” diyerek ta o zaman demokrasi anlayışını açıklamıştı.
Erdoğan, güçlü, merkezi ve tek başlı bir yürütmeyi açık biçimde savundu. Başkanlık sisteminin istikrar getireceğini savundu.
Mamafih, 2016 ve Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi ile 15 Temmuz darbe girişimi sonrasında ve 2018’de yürürlüğe giren yeni sistemle birlikte güçler ayrılığının zayıfladığı, kararların tek bir merkezde toplandığı, literatürde rekabetçi otoriterlik veya illiberal demokrasi olarak adlandırılan bir yapı öne çıktı. Demokrasi yanında hukukun üstünlüğünde de geriye düştük.
Demokraside en fazla Ak parti iktidarında ve Recep Tayyip Erdoğan döneminde geriledik.
Demokrasinin geri düşmesinde, Bahçeli Erdoğan’a destek ve moral vermiş oldu. Demokrasiyi ikinci plana aldı.
Demokrasiye inanmış olanların en fazla bel bağladığı parti CHP idi. Rahmetli Baykal Laik devlet anlayışında önde bir düşünürdü. Ama ön seçim yapmadı. Sonra gelen Kemal Kılıçdaroğlu, hülle yaparak demokrasiye darbe vurdu.
Bir topluma ve demokrasiye bu kadar zarar bilinmeden verilmez. Erdoğan otokrasiyi savundu ve oldu. Kılıçdaroğlu lafta demokrasi dedi ve fakat uygulamada Cumhuriyet tarihinde demokrasiye en fazla zarar veren isim oldu.