Ocak-Nisan arasında dört ayda Türkiye’ye 5 milyar 780 milyon dolar portföy yatırımı girdi. Portföy yatırımlarında giriş Mayıs-Haziran’da da devam etti. Ayrıca Hazine, uluslararası piyasalardan borçlanıyor. Daha yeni 1,75 milyar dolar ve yüzde 7,3 getiri oranıyla 8 yıl vadeli bono sattı.
Hazine, Şubat ve Mart’ta da, toplam 5 milyar Euro yüzde 7,83 faizle borçlanmıştı.
8 ve 10 yıl vadeli borçlanma, yüksek faizle olmasına rağmen, dış borç temerrüt riskini azaltır.
Kısa vadeli yabancı sermaye girişleri (sıcak para) ise ters etki yapar. Sıcak para çıkışları kur artışlarına neden olur. Türkiye’nin son 15 yıldır içinde bulunduğu kırılganlığı artırır. Dış borç temerrüt riskini artırır.
Bu nedenle Merkez Bankası rezervlerinin artması iyi ve fakat döviz fazlası olmayan tersine sürekli cari açık veren bir ekonomi, bu durumu sürdüremez.
Dahası ekonomik istikrar yalnızca sıcak para girişiyle sağlanmaz. Her şeyden önce demokratik ve hukuki altyapı ve güven olmalıdır. Çin’de kurumsal devlet var; bu nedenle doğrudan yabancı yatırım sermayesi girdi. Ama son yıllarda demokrasiye takıldı. Bundan sonra Çin’in aynı hızla büyümesi mümkün değildir. Aslında zaten bir ülkede demokrasi ve hukuki altyapı yoksa o ülke kalkınmış ülke olma vasfına ulaşamaz.
Ekonomide para politikası, dışında sektörel dengenin de sağlanması gerekir. Türkiye’de finans sektörü ve sermaye piyasası reel sektörü temsil etmekten uzaklaştı. Giderek de uzaklaşıyor. Reel sektörde ve iktisadi faaliyetlerde daralma var.