Avrupa’nın başlıca devletleri dünya halklarını yüzlerce yıldır sömürdüler, şu anda kaybedilmekte olan bu sömürme ayrıcalığını korumak istiyorlar.
Doğuda yükselen kapitalizmin üretme ve yayılma gücü karşısında çaresizlik son bir kumar olarak savaşa sürüklüyor bu devletleri.
Azalan asker sayıları, silah üretme yetenek ve hızlarına bakıp Türkiye’yi düşününce gözleri kamaşıyor. Türkiye’nin yurttaşlarını silahaltına alma kapasitesine, son yıllarda gelişen ve bir bela getireceği kesin olan askeri sanayisine ve coğrafi konumuna bakıyorlar, büyük bir ihtirasla Türkiye’yi kendi tekellerinin savaşında yanlarında istiyorlar. Türkiye’nin savaşa girmeme olasılığı kâbus olarak rüyalarına giriyor.
İşin kötüsü Türkiye sermaye sınıfının ve onun siyasi temsilcilerinin bu şiddetli arzuya direnecek durumlarının olmaması.
İmparator 2. Wilhelm’den alınan talimatla Eylül ayında iki Alman zırhlısı ve dokuz Osmanlı gemisi Karadeniz’de tatbikata çıktılar. Rusya’nın Odessa, Sivastopol, Novorossiki limanları bombalandı, Rus gemileri batırıldı.
Osmanlı bu şekilde emperyalist paylaşım savaşına başından beri içinde olduğu bir komplo ile katılmış oldu.
Şimdi soru şudur, tarihin tekrarlanmasına izin verecek miyiz?