Erdoğan'ın 'Bedavacı' dediği öğrenciler: Hayata kredi borcuyla başlıyoruz

ENGİN KARAMAN/DOĞA CAN ORUÇOĞLU

Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan’ın, öğrenim kredisi borçlarının silinmesini isteyen gençleri ‘bedavacı’ olmakla itham etmesi giderek artan öğrenim kredisi borçlarına ilişkin soru işaretlerini gideremedi.

Yüksek Öğrenim Kredi ve Yurtlar Kurumu’nun (KYK) verdiği öğrenim kredileriyle on binlerce liralık borcun altına giren yüz binlerce genç beklediği iyi haberi alamadığı gibi Erdoğan’ın ‘bedavacı’ ithamıyla karşılaştı.

Erdoğan, öğrencilere burs yerine kredi almalarını önermiş ve kredi borçlarının silinmesine kapıları kapatmıştı: “Gençlerimizde şöyle bir anlayış var. Gerçeği söylemem lazım. İlla burs… Niye burs? Bursun geri ödemesi yok. Be evladım, kredi aldığın zaman faizsiz iş bulmadan da değil, iş bulduktan sonra çok basit taksitlerle ödüyorsun. Bu seni bedavacılığa da alıştırmıyor. Bu milletin gençlerine bu yakışır.”

7.5 milyonu aşkın üniversite öğrencisinin bulunduğu Türkiye’de eğitim politikalarının sık sık değişmesi mağduriyet yaratıyor. Öte yandan öğrenciler Erdoğan’ın sözlerinin bundan sonra burs başvurularının kabul edilmesini zorlaştıracağının farkında.

Öğrenciler anlatıyor: Hiç bedavacılık görmedik

Kredi yükünün altındaki öğrencilerden 24 yaşındaki Elif, “Borçlarımı nasıl ödeyeceğimi bilmiyorum. Ailemin durumunun daha iyi olmasını beklemek dışında bir çare göremiyorum” diyor.

İstanbul’a altı yıl önce üniversite okumak için gelen Elif, mühendis olarak iş arasa da, gündelik ihtiyaçlarını karşılayabilmek için geçici işlerde ve hizmet sektöründe çalışıyor.

“Şu anda devlete 22 bin TL borcum var. Hayata bu kadar borçlu şekilde başlamak adil değil. 18 yaşındaki bir insana ‘Ben sana ayda 250 lira vereceğim, sen bana sonra zamanla ödersin’ diyorlar. 18 yaşındayken çok mantıklı geliyor, ailene yük olmak istemiyorsun. Oysa eğitimim için bana destek olan bir devleti, borç veren bir devlete tercih ederdim”

Yetkililerden ve siyasilerden bu konuda işittikleri sözleri incitici bulan Elif, “Biz hiç bedavacılık görmedik. Benim etrafımdaki kimse bedavacı değildi. Türkiye’de bedavacı insanlar var fakat onlar da kredi almak zorunda kalmıyor” diyor.

Kredi borcunu ödeyemeyen öğrenci sayısı artıyor

Gençlik ve Spor Bakanlığı’nın 5 Kasım tarihinde TBMM’deki soru önergesine verdiği yanıta göre, Ağustos 2017’de 239 bin 97 olan kredi borcunu ödeyemeyen öğrenci sayısı, Eylül 2018’de 279 bin 897’ye çıktı. Bu da bir yılda 40 bin 800, yani yüzde 17 artışa karşılık geliyor.

Borçluluk sorununun ne kadar ciddi sonuçlar ortaya çıkarabileceğinin bir göstergesi de birçok öğrencinin borçlarını ödeyemediği için icralık olması.

İcralık olan öğrenciler var

20 yaşındaki Utku Can, borçlarını ödeyemediği için hayatında ilk kez geçen sene icralık olmuş. Erdoğan’ın açıklamalarını şöyle yorumluyor: “Yanlış buluyorum. Bize hayrına para vermiyor ki. Verdiği paranın iki katını geri alıyor. Ben icralık olmuştum, yeni kurtuldum.”

Utku şöyle devam ediyor: “Mezun olduktan iki sene sonra ödeyeceğimizi söylüyorlar. Ayda 400-500 TL ödememiz gerekiyor. O yüzden bu kredinin geri dönüşü çok kötü olacak. Okul biter bitmez iyi bir maaşla çalışabileceğimi de düşünmüyorum.”

Öğrencilerin karşılaştığı en büyük sorunlardan birisi de yüksek faiz oranları. İkisi de 27 yaşında olan Nilgün ve Anıl, kredi almak dışında bir şansları olmadığını, devletten borç aldıkları paranın ise iyi bir yaşam standardı için hiçbir zaman yeterli olmadığını belirtiyor. İkisinin toplam borcu yaklaşık 40 bin TL ancak bu tutar artmaya devam ediyor.

Nilgün, cumhurbaşkanının açıklamasına tepki gösteriyor: “Bu bana kötü hissettiriyor. Bu devletin sınırları içerisinde yaşıyorum, bu ülkenin vatandaşıyım. Ve bu devlet sosyal devlet anlayışıyla yönetildiğine dair bir iddiada bulunuyor. Temel hizmetlerin devlet tarafından sunulması gerekiyor. Bu kolaycılığa alışmak değil, devletin hali hazırda yapması gereken bir hizmet.”

Borçluluk arttı

Öğrencilerin yaşadığı sorunların en derin hissedildiği İstanbul’da, kira tutarları yüksek ve gençlerin günlük masrafları bir hayli fazla. Ağustos ayında Türk Lirasının yaşadığı değer kaybı ve yüzde 25’in üzerini gören enflasyon sebebiyle hayat pahalılığı da etkisini artırmış durumda.

Türkiye’de kişi başına düşen borcun ciddi oranlarda artması ekonomik daralmanın göstergelerinden. Türkiye Bankalar Birliği’nin (TBB) bankacılık sektörü verilerini masaya yatıran raporu da, takipteki tüketici kredilerinin toplam büyüklüğünün 72,5 milyar Türk Lirasına (11 milyar avro) ulaştığını kaydediyor. Dahası, borcunu ödeyemeyen 849 bin kişi hakkında yasal süreç başlatılmış durumda. Beklentiler 2 milyon kişinin daha aynı kaderi paylaşacağı yönünde.

Türkiye’de muhaliflerin sıkça gündeme getirdiği konulardan birisi, sıradan vatandaşın yaşadığı ekonomik zorluklar ile hükümet çevresinin sahip olduğu ekonomik olanaklar arasındaki uçurum. Erdoğan’ın burs talepleriyle ilgili açıklamasından sonra öğrencilerin tepkileri de buraya yoğunlaşıyor.

“Bedavacı olduğumu söyleyen insanların hayatına bakıyorum, ülkenin en zor şartlarında en lüks hayatı yaşıyorlar” diyen 27 yaşındaki Özgür, öğrenim kredisini lüks bir hayat yaşamak için almadığını, temel ihtiyaçlarını ancak karşılayabildiğini belirtiyor: “Parayla istediğim şeyleri yaptığıma inanmıyorum. sadece kiraya yetti. Sokakta mı kalsaydım! Aslında bana devlet tarafından sağlanması gereken ihtiyaçlar için borçlandım.”

‘Devlet gençlere karşı görevini yerine getirmiyor’

Öğrencilerin dile getirdiği ortak sorunlardan biri, devletin yaşadıkları ekonomik açmazla yeterince ilgilenmiyor olması. İşsizlik sorunundan yakınan gençler, iş bulmak için kendilerini geliştirebilecekleri olanakların da sunulmamasından da şikayetçi. Genç işsizlik oranı ekim itibarıyla yüzde 20.8. Yani her beş gençten biri işsiz.

Erdoğan’ın sözlerini kabul edilebilir bulmayan ve devletin gençlere karşı görevlerini yerine getiremediğini belirten Özgür, dört yıl boyunca toplam 10 bin TL kredi almış ve bugün borcu 17 bin TL’ye kadar ulaşmış: “Bu kadar borcum olmasına rağmen, bir arkadaşıma borçlandığımda hissettiğim rahatsızlığı şu anda hissetmiyorum. Çünkü benim temel ihtiyaçlarım karşılanmadı.”

İstatistikler hükümetin eğitimli genç nüfustan görece daha az oy aldığını ortaya koysa da, birçoklarına göre Erdoğan’ın bu çıkışları muhafazakar seçmen nezdinde ‘gerçekçi’ bir ekonomik programı izlediği yönünde yorumlanıyor ve destekleniyor.

Erdoğan aynı konuşmada, “Dar gelirli ailelere mensup öğrencilerimizin en sıkıntılı sorunu, harçlardı. Bu meselenin marjinal örgütler tarafından kullanılmasının önüne geçtik” demişti. Harçlar yıllar süren protesto gösterilerinin ardından 2012’de kaldırıldı ancak öğrenciler için ekonomik sorunlar hafiflemiş değil.

Ekonomistler tepkili: ABD’deki gibi hüsran olacak

Hükümetin öğrencileri ve genel olarak vatandaşları borçlanmaya sevk etmesine ekonomistlerden ve uzmanlardan da eleştiriler var.

ABD finans piyasalarında uzun yıllar çalışmış ekonomist Dr. Sabri Öncü, Erdoğan’ın öğrenim kredileriyle ilgili sözlerine yönelik Twitter hesabından bir mesaj paylaşarak, öğrenim kredisi planının ABD’de de tartışma konusu olduğunu hatırlattı: “Birisi bunu Sayın Erdoğan’a anlatırsa çok sevinirim. Başlık, ‘Amerika’nın 1.5 trilyon dolarlık öğrenci borçları başarısızlığa uğramış bir sosyal deneydir’ diyor. Sonucunun hüsran olacağını bildiğimiz bir deneyi niye yapalım?”

https://twitter.com/tsoncu/status/1058739072057913344

Diken’e konuşan siyasal iktisatçı Prof. İzzettin Önder, eğitim sistemi içerisindeki sosyal ayrışmaların borçlanma sisteminden başladığını vurguladı: “İnsanlar büyük bir borç yükü altında eğitimini sürdürüyor. Eğitim kurumları da kendi içinde bir rütbe hiyerarşisine sahip ve önde gelen eğitim kurumları daha pahalı. Buralarda okumak için daha yüklü miktarda borçlanmak gerekiyor. Böylece eğitim sistemi içerisinde de sosyal ayrışmalar gündeme geliyor.”

‘Borçlu öğrenci daha itaatkar’

Borçlanmanın siyasi sonuçlarına işaret eden Prof. Önder’e göre kredi yükü altındaki öğrenciler daha itaatkar oluyor: “Bu krediyi alan insanlar sistemin böyle çalıştığını öğreniyorlar. Borcunu ödeyebilmek için ters düşmemeleri, ceza almamaları gerekiyor. Sistem kendi kurşun askerlerini yaratıyor. Oysa ki bunun uzun vadede sisteme dahi faydası yok.”

Türkiye ekonomisi aslında uzun zamandır borçlanma sorunuyla karşı karşıyaydı ancak ekonomik büyüme ve AB reformlarına bağlılık gibi konular yabancı yatırımcı için umut vaat eden adımlar olarak görülmüştü. Geçtiğimiz yaz aylarında, Türk Lirasının daha önce görülmemiş değer kaybı yaşaması tabloyu derinden etkiledi.

Türk ekonomisindeki gelişmeleri gençler de yakından takip ediyor. Elif, “Bir şeylerin hızlı değişmesi beni korkutuyor. Tarihi biliyoruz. Bir şeyin sonuna yaklaşıyormuşuz gibi geliyor” diyor. Öğrenim kredileri, öğrencilerin yaşadığı ekonomik zorlukları bir daha da artırıyor.