İşin esası şu ki, ta Almanyalardan gelip de öyle soru sormak, olur olmaz yerlere girip çıkmak, Şırnak’tan, Cizre’den, yakılan, yıkılan şehirlerden, HÖH’ten, PÖH’ten, onların ta yatak odalarına girip karargah kurmasından, “Geldik yoktunuz” diye yazdıkları duvar yazılarından söz etmek, onları paylaşmak, Almanya’nın çok okunan gazetelerinden Die Welt’e yazmak, oradan dünyaya haber yapmak…
Eh, bunların bir bedeli olmalıydı… Sonra IŞİD ile, bilmem hangi Selefist örgüt ile pişirilen işlerden bahsetmek, Cumhurbaşkanının damadının akçeli işleriyle ilgili haberler yapmak, AKP hükümetinin icraatlarını yazıp, yaymak öyle kolay iş değildi…
Deniz Yücel bir gazeteci olarak daha birçok gelişmeyi izlemiş, araştırmış, yazmıştı. Ama ‘burası Türkiye’ydi.