Ekonomi yazarı Uğur Gürses, Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan’ın “Ekonomik savaşla karşı karşıyayız” deyip ‘yastık altı döviz ve altınlarınızı bozdurma’ çağrısından bulunmasının tam tersi etki yaparak kaygıyı artıracağını savundu.

400 projeden oluşan ‘100 günlük eylem planı’nı açıklayan Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Bir ekonomik savaşla karşı karşıyayız. Hiç endişe etmeyin, biz bu savaştan da galip çıkacağız” deyip eklemişti: “Milletime diyorum ki, yastık altından gelin dövizlerini çıkartın. Dolarlarınızı avrolarınızı çıkartın, altınlarınızı çıkartın. Gelin bunları TL’ye nakde dönüştürün.”
Kişisel blogundaki yazısında, her kesimden vatandaşın ‘Sermaye kontrolü gelir mi’, ‘Mevduatımıza el konur mu’, ‘Döviz hesabımız sabit kurdan TL’ye çevrilir mi’ diye sorduğunu dile getiren Gürses, bu sorulara kendi cevabının “Hayır” olduğunu aktardı.
‘Kaygı yayılıyor’
Akıllardaki bu tür soruların ‘fısıltı gazetesi’ yoluyla kulaktan kulağa yayıldığını ifade eden Gürses, “Bu kaygının yayılmasını besleyen de iktidarın yarattığı ve medyada boğucu hale gelen ‘tek seslilik’, kendine muhalif görünen her şeyi linç etme, oto-sansür ve buna bağlı olarak can sıkıcı haberlerin verilmemesi” derken, toplum katmanlarında, medyanın gerçekleri söylediğinden şüphe edildiğini, ‘Gelişmeler bizden saklanıyor‘ diye bir endişenin de oluştuğunu kaydetti.
Üç ayda mevduat çıkışı
Bu durumun piyasalara yansıyan sonuçları olduğunu aktaran ekonomi yazarı, seçimlerin ilan edildiği 27 Nisan tarihinden itibaren üç aylık süre zarfında bankalardaki döviz hesaplarında hesaplarında ciddi bir azalış olduğunu belirtti.
Bunun, tek sesliliğin iktidarı koruyup kollayan bir kalkan değil, tersine açık bir ekonomide iktidarın işini zorlaştırdığını dile getiren Gürses yazısını şöyle noktaladı: “Petrolü olmayan ve bunu da ithal etmek için dış kaynağa ihtiyaç duyan açık bir ekonomide, siyasi konsolidasyon uğruna toplumu komplo kuramlarıyla besliyorsanız ‘tek seslilik’ kanalı kendine fısıltı kanalını açar. Bunun bedeli de yüksek olur. Petrolünüz yoksa açık ekonomide hukuksuzluk ve baskı da bir yere kadar.”