Milli Gelir, katma değerler toplamıdır. Amortisman hariç, net katma değer, kâr, kira, faiz ve ücretten oluşur. Katma değerin “yaratılmasında” emeğin payı, (kişiler ister bir işverene bağlı ister kendi hesabına çalışsın) sermaye birikimi düşük ülkelerde yüzde 90 dolayındadır. Ancak katma değerin “bölüşümünde” bu pay yüzde 75’e kadar düşer. Üstelik ücret gelirleri de eşitsiz dağılır. Buna karşılık kârın payı artar. Ne var ki; bu kârın çoğu, kapitalist teorinin tanımladığı “örgütleme, inovasyon ve girişim” becerisinin karşılığı değildir. Kârın önemli kısmı devletin yarattığı rantlardan (verdiği lisanslar, teşvikler veya kısıtlamalardan) oluşur. Aka Gündüz, “yetersin” onlara derken, muhtemelen Ankara’nın yeterliliğinin buradan kaynaklandığının bilincinde değildi. Ankara yolcuları da birer “rant avcısıydı”. Hamdolsun, AKP sayesinde rant avcıları Ankara’ya girme zahmetinden kurtuldu. Rant dağıtım merkezi İstanbul’a taşındı.