MESUDE DEMİR
@mesudedemirr
İstanbul Eczacı Odası Başkanı Pınar Özcan, birinci basamak sağlık hizmeti veren 30 bin eczanenin ayakta kalamaz hale geldiğini söyledi. İlaç harcamalarının kısılması ciddi krize dönüştü.

Çemberlitaş’daki İstanbul Sağlık İl Müdürlüğü’nün önünde toplanan eczacılar, Sağlık Bakanlığı ve kamuoyuna seslendi: “Acil önlemler alınmazsa, iflasımız an meselesi.”
Eczanelerin bu koşullarda ayakla kalmasının olanaksız olduğunu vurgulayan Özcan, ilaç fiyat politikalarındaki tutarsızlıklar, ekonomik dalgalanmalar ve yetkililerin talepleri ısrarla görmezden gelmesi nedeniyle eczanelerin derin bir krize sürüklendiğini söyledi.
Özcan, Türkiye’nin ve dünyanın ekonomik gerçeklerinden kopmuş İlaç Fiyat Kararnamesi (İFK) nedeniyle hem eczacı hem de hastaların mağdur olduğunu ve ilaç tasarrufu adı altında halk sağlığının tehlikeye atıldığını ifade etti.
Tasarruf ilaçta krize dönüştü
Yıllardır uygulanan yanlış ilaç fiyat politikalarının olumsuzluğuna dikkat çeken Özcan şöyle devam etti: “Sağlıkta Dönüşüm Programı adı altında yürütülen politikaların bizi getirdiği nokta, sağlık hizmetlerine erişimin giderek zorlaştığı bir sistem.
2009’da ‘sağlıkta tasarruf’ adıyla başlayan ve sistematik şekilde ilaç harcamalarının kısılmasına yönelik uygulamalar, bugün ciddi bir krize dönüştü.”
Hastalar ilaç bulamıyor
İlaç firmalarının, sabit kurla gerçek kur arasındaki farkın giderek açılmasıyla Türkiye pazarından çekilmeye başlaması hastaların ilaç bulamamasına neden oluyor. Özcan, bunun ilaç yokluğunun kronikleşmesine neden olduğunu söyledi ve ekledi: “Yeni nesil ilaçların büyük çoğunluğu ülkemize hiç girmiyor. Halihazırda piyasada bulunan ve SGK’nın karşıladığı pek çok ilaç içinse hastalar yüksek fiyat farkları ödemek zorunda kalıyor.”

İlaca ayrılan pay yarı yarıya düşürüldü
Son 15 yılda ilaca ayrılan bütçenin, gayrisafi milli hasıla (GSMH) içindeki payı, yarı yarıya düşürüldü.
Bu oran, OECD ülkeleri ortalamasının çok altında. Türkiye, ilaç ve sağlık harcamalarına en az bütçe ayıran ülkeler arasında.
Özcan, ilaç ve eczacılık hizmetlerine yalnızca tasarruf kalemi olarak bakan, hem eczacıyı hem vatandaşı mağdur eden sağlık politikalarının sonuçlarını şöyle özetledi:
* Eczacılar ilaç temin edemez hale geldi, hastalar tedavilerine ulaşamaz oldu.
* Küçük sermayelerle işletilen eczaneler, sağlık sisteminin en kırılgan halkası olarak ekonomik çıkmaza girdi.
* Tüm bu ekonomik girdabın yanında, milyonlarca SGK’lı için, sosyal güvenceleriyle ilaca ulaşmalarını sağlayan SGK ilaç Temin protokolü 1 Ekim 2024 tarihinde sona erdi. Ancak dört aydır Türk Eczacıları Birliği ve Sosyal Güvenlik Kurumu arasında mutabakat sağlanamadı, yeni bir protokol imzalanmadı. Bu belirsizlik, eczaneleri ve hastaları büyük bir riske sokuyor.
* Hastalarımıza hizmet sunumuna 30 bin eczaneyle devam edilebilmesi, ancak gerçekçi koşullarda ve tam bir mutabakatla imzalanacak bir protokole bağlı.
Eczacıların ‘acil’ talepleriyse şöyle:
- İlaç Fiyat Kararnamesi, öncelikle günün ekonomik koşullarına uygun ve enflasyon oranlarına göre güncellenmeli
- Eczanelerin sürdürülebilir bir gelir modeline kavuşması sağlanmalı
- Her fiyat güncellemesiyle, eczacı baremlerinin de otomatik artması uygulaması hayata geçirilmeli
- Eczanelerin ilaç ve sağlık hizmetlerini sürdürebilmesi için ‘ekonomik koşullara uygun’ bir protokol ivedilikle hayata geçirilmeli
Cari sağlık harcamalarının payı her yıl düşüyor
Öte yandan Türkiye’de cari sağlık harcamalarının gayrisafi yurtiçi hasıla (GSYH) içerisindeki payı her geçen yıl düşüyor. 38 OECD ülkesinin ortalaması yüzde 9,3 olurken Türkiye, yüzde 3,7’yle en düşük payı alan sondan ikinci ülke. Türkiye’den daha az harcayan tek ülkeyse Meksika.
OECD ülkelerinde kişi başına düşen cari sağlık harcamalarına bakıldığında 12 bin 742 dolarla (yaklaşık 459 bin lira) Amerika Birleşik Devletleri (ABD) ilk sırada geliyor. ABD’yi sırasıyla İsviçre, Norveç, Almanya ve Avusturya takip ediyor.
Türkiye, 1,660 dolarla (yaklaşık 60 bin lira) kişi başı cari sağlık harcaması en düşük ülkelerden biri.
Türkiye’de hastalar yeni ilaçlara ulaşamıyor
Kişi başına düşen ilaç satışlarında OECD ortalaması 528 dolar (yaklaşık 19 bin lira).
Türkiye, 119 dolarla (4 bin 294 lira) Meksika ve Kolombiya’nın ardından kişi başı ilaç satışlarının en düşük olduğu OECD ülkesi.
Yine 2023’te ilaç satışlarının gayri safi yurtiçi hasıla (GSYH) içindeki payı OECD ülkelerinde ortalama yüzde 1,3 olurken yüzde 0,9 ile Türkiye 26’ncı sırada.
Türkiye’deki hastalar, 2019-2022 arasında Avrupa İlaç Kurumu’ndan (EMA) ruhsat onayı alan 167 yenilikçi tedaviden sadece altısına erişebildi. Türkiye burada da yüzde 4’lük oranıyla, erişimin en düşük olduğu ülkelerden biri.
Nadir hastalıkları bulunanların ‘yetim ilaç’ denen ilaçlara ulaşımı da zor. EMA’dan ruhsat onayı alan 63 yetim ilaçtan sadece biri Türkiye’de geri ödeme kapsamında (2023 verisi). Bu ilaca yurt dışı ilaç listesi aracılığıyla kısıtlı erişim sağlanabiliyor.
Türkiye ilaç pazarında 130 adet referans biyoteknolojik ve 25 adet biyobenzer olmak üzere toplam 155 biyoteknolojik ilacın satışı var (2023 verisi).
Türkiye’de ilaç pazarı satışlarının yüzde 16’sını biyoteknolojik ilaçlar oluştururken bu oran AB ülkeleri ve Britanya’nın da dahil olduğu beş ülkede ortalama yüzde 32.