Dünyaya kansız beyin ameliyatlarını öğretiyoruz

MESUDE DEMİR

@mesudedemirr

İstanbul Üniversitesi Cerrahpaşa Tıp Fakültesi Nöroradyoloji Bilim Dalı, dünyaya kapalı yöntemle beyin damarlarına yönelik girişimleri öğretiyor.

Farklı ülkelerden gelen hekimlere bu yıl 10’uncu kez eğitim veren bilim dalı, daha önce de ameliyathanesinden binlerce kilometre ötedeki meslektaşlarına canlı yayın yapmıştı.  

Fotoğraf: Ercan Türeci

Nöroradyoloji Bilim Dalı Başkanı Prof. Dr. Osman Kızılkılıç “Türkiye nöroradyolojideki deneyimiyle Dünyaya liderlik ediyor” diyor.

İstanbul Üniversitesi Cerrahpaşa Sürekli Eğitim Merkezi’nin organize ettiği son eğitime Yeni Zelanda, Avustralya, Hollanda, İngiltere, Polonya, Yunanistan, Arap ülkelerinden hekimler katıldı. Eğitimleri tamamlayanlara sertifikaları verildi. Her bir eğitime 8-12 hekim katılıyor. Hekimler sadece ameliyatları izlemekle kalmıyor. Hasta simülatörü üzerinde de eğitim alıyorlar.

Kasıktan beyin damarlarına gidiliyor

Nöroradyoloji girişimlerle (endovasküler) hastanın kasığındaki damarından girilerek, beyin damarlarına ulaşılıyor. İnce borulardan kontrast madde veriliyor. Böylece damar içi görülüyor. Yine damar içine yollanan platin sarmallar, sıvı tıkayıcı ilaçlar, stentler, balonlar, pıhtı çıkarıcı cihazlarla tedavi yapılıyor. Hastanın kafatası açılmadığı için iyileşme süresi kısalıyor ve hastaneden kısa sürede taburcu edilebiliyor.

Halk arasında ‘kansız ameliyat’ olarak bilinen yöntemle inme, anevrizma (baloncuk), atardamarlarla toplardamarlarlar arasındaki anormal oluşum ve bağlantılara müdahale ediliyor. Beyin ve boyun damarlarındaki (şah damarları) tıkanıklıklar açılıyor. Beyin ameliyatları öncesi kanamaların engellenmesi için damarlar tıkanıyor.

Akut dönemde beyin damarındaki pıhtının yine endovasküler yöntemle çıkarılmasıyla hastadaki felcin kalıcı olmayacağı görüldü. Yöntemin inme tedavilerindeki başarısı alana duyulan ilgiyi daha da artırdı.

Malzemelerdeki gelişmelere paralel yapılan işler kolaylaştı ve emniyetli oldu. Yaklaşık üç-dört saat süren ameliyatlar (açık cerrahiyle 8-10 saat), zamanla yarım-bir saatte bitebilir hale geldi. Sadece 15 dakika süren işlemler dahi var.

Fotoğraf: Ercan Türeci

Alandaki gelişmeyi Türkiye’deki uzmanlar erken farketti ve konuyla ilgili eğitimler artırıldı. Malzemeleri üreten uluslararası firmalar da alanı destekledi. Kurulan uluslararası dernekler, eğitimlere katılma olanağı bulunmayan hekimlere burs veriyor.

Yılda 2 bin işlem yapılan klinik çıkmazda

Yılda tanısal ve girişimsel 2 bin dolayında işlemin (300’ü büyük ameliyat) yapıldığı klinik halen Cerrahpaşa Tıp Fakültesi’nin asıl (Kocamustafapaşa’daki) kampüsünde hizmet veriyor. Ancak prefabrik bina olan Prof. Dr. Murat Dilmener Cerrahpaşa Tıp Fakültesi Hastanesi’ne taşınması gündemde.

Kliniğin taşınması büyük endişe uyandırıyor. Çünkü anjiyografi cihazlarının biri 14, diğeri 10 yaşında. Cihazlar eski olduğu için yedek parçası yok. Taşınırken başlarına bir şey gelirse tamir etmeleri mümkün değil. Garanti süresi biten cihazların firması taşımak ve sorumluluk almak istemiyor. Prefabrik hastanenin tavanları cihazlara uygun değil. Çelik tavan yapılmadan cihazlar taşınabilse bile yerleştirilmeleri olanaksız.

Yeni cihaz bir milyon avro

Kızılkılıç şöyle sitem ediyor: “Burada hala bu tür işlerin yapıldığını en başta üniversitemiz, insanlar bilsin, görsün, bir eğitim kurumu olduğunun farkına varsınlar istiyoruz. Taşınacağımız söylenince üç ay boyunca bu tür üniversiteye de para kazandıran eğitimleri iptal ettik. Eğitim talepleri gelmeye devam edince, üniversite yönetimi ‘biraz daha yapın’ dedi. Tekrar başladık. Ne kadar devam edebiliriz bilmiyoruz. Cihazların yenisi bir milyon avro. Benzer işleri yapan Fransa, Amerika, Arjantin gibi ülkeler iki yılda bir, bölümlerindeki cihazları yenileyip, son teknoloji cihazı kliniklerine yerleştiriyor. Biz gösterimizi 10-14 yıllık cihazlarla yapıyoruz. Oysa ki geçen 10 yılda cihazlar çok değişti, görüntü kalitesi çok yükseldi.”