Dört kuşak tek yürek oldu, Tarkan konserinde buluştu

BİLGE EGEMEN

Bilge Egemen coşkusu bütün ülkede hissedilen İzmir’deki 9 Eylül Tarkan konserini Diken için izledi.

Fotoğraf: AA

Bir İngiliz, bir Fransız, bir Laz misali, dört farklı nesilden (sessiz, baby boomer, X ve Z) dört kişi İzmir’in dağları kadar meşhur Kordon’daki balkonlarından birinden izlemeye başladık 100’üncü yıl etkinliklerini.

18 farklı hava gösteri ekibiyle 100’ün üzerinde hava aracı ve pilot gökyüzü sahnesindeydi. Uçaklar taklalar atarken havada, balkonu sıyırarak geçen pilotlarla, helikopterlerden sarkan havacılarla göz göze gelince, misafirler tarafından ansızın basılmış ev sahipleri gibi üstümüze başımıza, evin yastıklarına ve kap kacağına alelacele çeki düzen verdik.

Kadın akrobasi pilotu

Aramızdaki sessiz kuşağın temsilcisi (1928-1945 arası doğanlar) kadındı ve kalbini derhal gökyüzüne dalıp dalıp çıkan ay yıldızlı kırmızı uçağın akrobasi pilotuna kaptırdı. Çünkü pilotun bir kadın (Semin Öztürk Şener) olduğunu öğrenmek onu heyecanlandırıp, gururlandırdı.

Ayrıca, “tamam güzel ama sanki savaştaymışız hissini veriyor” dediği, kulakları kara delik gibi yutan gürültülü jetlerden hoşlanmadı. Zaten iki gün önce sahnenin çökmesi de huzursuzlandırmıştı herkesi. Bu gösterinin kazasız belasız, kimsenin burnu bile kanamadan bitmesi en büyük temennisiydi. 

Bilge Egemen ve konseri birikte izlediği ailesi

Z kuşağı (1996-2006 arası doğanlar) olanımızı hareketleriyle dudak uçuklatan uçaklar yerine Alsancak Vapur İskelesi’nin önünde kendi halinde bir ileri, bir geri gidip gelen jetski’yi izlemek daha çok heyecanlandırdı. Bu yalnız deniz aracının naif, mütevazı gösterisine önce bayılıp, sonra neden uçaklar kadar seyirci toplamadığına hayıflanıp, ardından da arkadaşlarını internetten toparlayıp, jetski’ye alkış tutmak üzere aramızdan ayrıldı.

Sonra o 350 metrelik bayrak başladı yavaş yavaş açılmaya. Ve açıldıkça muhteşem bir görüntü çıktı ortaya. Dalgalanan kırmızı bir nehir akmaya başladı kordonda. Baby boomer olanımız (1946-1964 arası doğanlar) coştukça coştu. Ve fakat az sonra bayrağı sürükleyen insan selini kenara ittire ittire kendine yer açıp ilerlemeye çalışan protokol arabalarını görünce, Alaattin’in Cini gibi aniden ortaya çıkıveren protestocu ruhunu da yollayamadı pikniğe.

Derken Tarkan’ın sahneye çıkacağı anlar yaklaştı. Ve X kuşağının (1965-1979 arası doğanlar) nadide bir temsilcisi olan ben, şahsen, bizzat kendim aniden bir şey fark ettim.

Nesiller arasında dolaşan seyyah

Biz farklı farklı tellerden çalıyor olsak da bugün dört nesil bir arada (sokaklarda Y ve Alpha’larla birlikte altı nesil) ortak coşkular içinde yuvarlanmayı amma da çok özlemişiz ve üstelik hepimiz de gecenin yıldızı Tarkan’ı günlerdir dört gözle beklemekteyiz.

Nesiller arasında geçişken bir yapıya sahip Tarkan. Galaksiler arasında hizmet veren bir uzay mekiği taksisi gibi nesiller arasında rahatlıkla dolaşan bir seyyah. Diz bütün kuşakları tek tek sıraya. Her birinin mutlaka kendine göre bir hikayesi vardır Tarkan’la ya da en azından bir Tarkan şarkısıyla. 

X kuşağının iş sorumluluğu bilinci içimi tırmalayıp Tarkan konserini ekmek elden su gölden rahatlığında balkondan izleyip yazmama müsaade etmiyor, atıyorum kendimi sokaklara.

Kıbrıs Şehitleri Caddesi, yılbaşı gecesinin Beyoğlu’su gibi

Ancak konser alanına ilerleyebilirsen yıldızlar, apoletler takılabilir omuzlarına. O denli zor bir görev. Zaten insanlar ta sabah saatlerinde kuyruklar oluşturdu konser alanına girilecek kapıların önünde. Konser alanına yaklaşmayı bırak, yolda yürümek mümkün değil. Arka sokaklar bile tıklım tıklım. Kıbrıs Şehitleri Caddesi, yılbaşı gecesinin Beyoğlu’su gibi. Restoranlar, barlar, kafeler insanlarla dolup taşmış. Türkiye’nin, sokaklarında en çok kadın barındıran şehri yine kadınların egemenliğinde. Sanki mutlu bir masalın içindeki mutlu bir festivale ışınlandık hep birlikte.

İnsan seli gittikçe daha arka sokaklara atıyor, konser alanından uzaklaştırıyor beni, kordondaki kuş tüyü balkona ulaşmam artık imkansız. İyice arkalardaki bir restoranda, nihayet buluyorum boş bir masa. Açıyorum İzmir Büyükşehir Belediyesi’nin yaptığı canlı Youtube yayınını. Fakat birkaç şarkı sonra kapı duvar var karşımızda, yayın kesiliyor. Sanal dünyalardaki yüzbinlerce kişi isyanlarda.

Pil bitene kadar

Neyse ki dijital yerli olan kuşaklar Instagram’dan başlıyorlar canlı yayınlar yapmaya. Elleri yoruluncaya, pilleri bitinceye kadar, sabırla.

Tunç Soyer bu akşam konser öncesinde, sahnede “9 Eylül tarihi sadece bir şehrin kurtuluşu değil. Aynı zamanda işgal edilmiş, kuşatılmış bir ülkenin hürriyetine ve bağımsızlığına kavuştuğu günün tarihidir” demişti.

İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı Tunç Soyer

Hani eskiden bütün ülke tek yürek olurduk da televizyonun başına toplaşıp Eurovision’u seyrederdik ya, ya da kanallar bir futbol maçının veya Altın Portakal’ın yayın hakkını almak için kapışırdı…

Peki, şimdi neden tam da 100. yılında bütün ülke için bu kadar önemli olan bu tarihi günün etkinliği tek bir kanalda dahi canlı olarak yayınlanmıyor, tek bir kanal yayına talip olmuyor, bu nesiller arası coşkuya yüzbinler değil, milyonlar dahil edilemiyor?