Doğru ürüne nasıl erişilir?
D

ELVAN UYSAL BOTTONİ

elvanuysal@hotmail.com

Kaliteli zeytinyağının nasıl olması gerektiğini sorguladığım bir önceki yazım üzerine endişeli mesajlar aldım. İlk önce canım sıkıldı, “İnsanların kafası karıştı, ne yapsak” dedim. Yeniden düşününce aslında doğru yerde olduğumuzu hissettim. Konfor alanımızdan çıkıp iyi bildiğimizi zannettiğimiz bir ürün hakkındaki bilgimizi sorgulamak harika bir aşama. Yine de endişeye gerek yok… Birkaç yazıdır bahsettiğim konuların tağşişle alakası olmadığının da altını çizmek istiyorum.  Tağşiş olmadığını öngördüğümüz sızma zeytinyağı üzerinden bir yağın kalitesini nasıl değerlendirebileceğimizi konuşuyoruz.

Marka soranlar olmuş… Marka vermek istemiyorum. Birkaç isim söylerim, onlar da çok mutlu olur beni hediye zeytinyağlarına boğarlar, hayat bayram olur. Ancak çıkış noktamız okuyucuyu bilirkişilere ihtiyaç duymadan kendi fabrika ayarlarıyla doğru ürünü bulmaya yöneltmekti. O yüzden hazır cevaplar vermeden lütfen burnunuza ve damağınıza güvenin, taze sebze ve bitki referanslı zeytinyağlarını seçin diyorum. Zeytinyağı dizisindeki yazılara biraz zaman ayırıp kendinize güvenirseniz işin yarısını çözersiniz. Diğer yarısı da antrenman. Koklamayı, bilinçli tadım yapmayı günlük hayatınızın parçası haline getirmek. Bu şekilde elinizden değil zeytinyağı, hiçbir ürün kurtulamaz.

Üreticilerin tüketiciyi aldatmak için çaba harcadığını düşünen sinik bir tavra gerek yok. Çoğu üretici doğru bildiğini yapıyor, son derece iyi niyetle. Tüketici olarak bilinçlenip doğru soruları sormak üreticiyi de geliştirecek, ufak tefek tembelliklerini üzerinden atmasını sağlayacak. Bilinçli tüketicinin sektöre yön verme gücü ve sorumluluğu var.

Marka önermiyorum ama kimden nasıl alacağız sorusuna bir cevabım var: Alışveriş grupları.

Beraberlikten doğan güç

Son 11 senedir mahallemizde bir alışveriş grubunun parçasıyız. Roma’nın en büyük, en eski alışveriş gruplarından Gasquilino’nun. Geçen ocakta 14’üncü yılını devirdi. Çıkış noktası mahalledeki ilkokulun velilerinin chat grubu. Evladına düzgün ürün yedirme kaygısını taşıyan ailelerin oluşturduğu grup bugün mahallenin de sınırlarını zorlayan geniş bir ağ. Sebzesinden meyve suyuna, salçasına her şey doğrudan üreticiden alınıyor. Biz özellikle Sicilya’dan badem, Calabria’dan ve Sicilya’dan portakal, ‘yerli’ avokado, yumurta gibi ihtiyaçlarımızı mutlaka grup aracılığıyla yapıyoruz. Yılda birkaç kez parmesan siparişini de kaçırmıyorum…

Gruba üye olduğunuzda kasaya belli bir miktarda para koyuyorsunuz. Siparişi verilecek ürünler için ön duyuru yapılıyor. Kaç kilo istediğinizi belirtiyorsunuz. Siparişiniz hesabınızdan düşülüyor. Hesabınızda para bittikçe ön ödemeli kredi kartı misali dolduruyorsunuz. Siparişler müsait olduğunda mahalledeki Slow Food temsilcisinin ofisine geliyor. Slow Food üyesi değiliz ama ortak paydalar olduğundan sıklıkla birlikte hareket ediliyor. Sadece Slow Food değil, Roma sınırları içinde bizim gibi 11 farklı alışveriş grubuyla ortak paydalarda birlikte hareket ediyoruz. Siparişler bazen grup içindeki esnafın dükkanına bırakılıyor.

Benim önerdiğim bir üretici yılda bir kez Toscana’dan domates salçası ve bal kabağı getiriyor. Teslimatı bizim eve yapıyor ve ev birkaç gün yol geçen hanına dönüyor. Yine yılda bir kez Fransa’dan getirttiğimiz şarapların da dağıtım noktası bizim ev. Anzio’dan gelen düzgün kültür balıkları da yine üyelerden birinin evinden dağıtılıyor.

Grup içinde herkes üretici önerme hakkına sahip. Yılda birkaç kez toplantı yapılıyor, memnun olunmayan üreticiler varsa listeden çıkarılmaları ya da yeni üreticilerin denenmesi gibi konular tartışılıyor. Yılda birkaç kez de grubun doğuş noktası okulun bahçesinde üreticilerin fiziken katıldığı bir pazar düzenleniyor. İsteyen stant açıp evde yaptığı keki böreği satabiliyor. Bu şekilde grup üyeleri birbirini ve üreticileri doğrudan tanıyor. Üretici ziyaretleri düzenleniyor. Bu ziyaretler gezi amaçlı olduğu gibi yeni sipariş verilecek bir üreticinin nasıl üretim yaptığını denetlemeye de hizmet edebiliyor.

Ciddi emek isteyen, herkesin gönüllü olarak çalıştığı, günün sonunda çok geniş bir kitlenin karlı çıktığı bir formül. Bu tür oluşumlar İtalya’da çok yaygın. Bu şekilde tüketici elindeki gücü kullanabiliyor, daha uygun fiyata, en düzgün ürünü, kargo masraflarını paylaşarak, bazı durumlarda büyük sipariş olduğu için hiç kargo masrafı ödemeden karşılıyoruz.

Bu tür gruplar hem tüketici için önemli hem de nitelikli küçük üreticinin ayakta kalabilmesi için. Okul, mahalle, ofis, poker arkadaşlarınız artık nasıl bir grup olursa olsun alışveriş yapmak için birleşirseniz neyi nereden alacağız konusunda ciddi bir mesafe alabilirsiniz.

Anlayacağınız çözüm Voltran! Profesyonel tadım panelleri asla tek kişiden oluşmaz. Grup olarak tadım yaptığınızda daha doğru bir kanıya varma ihtimaliniz daha yüksek. Tek başınıza birer şişe sipariş vererek birkaç ürün arasında seçim yapmak çok masraflı. Grup olarak yaptığınızda birkaç ürünü ortak sipariş verip birlikte karar verebilirsiniz. Geniş bir grupsanız üreticiden numune isteme şansınız olur. Fiyat avantajından tutun istediğiniz bahçenin istediğiniz köşesinden ürün talep etmeye kadar gider bu iş.

Kendi başınıza deneme yanılma yerine grup olarak alışveriş yapın. Bunu ciddiye alın. Gücünüzü kullanın. Bu tür gruplar kurabilenler iletişime geçerse severek ücretsiz tadım antrenmanı yaptırmaya, sadece zeytinyağı değil herhangi bir ürünü nasıl seçmeleri gerektiği konusunda atölye yapmaya gönüllüyüm.

Çocuktan al modeli

Oğlumun okulunda (devlet okulu) veliler uzman olduğu konuda atölye düzenliyor. Okul yönetimi her sene çağrıda bulunuyor. Vakti, isteği olan veliler verebileceği dersi proje olarak okula sunuyor ve olaylar gelişiyor. Bu sene uzaya uydu fırlatan bir firmada yönetici bir veli çocuklara uzayı anlatmak için gönüllü oldu. Avukat bir veli anayasa anlatacak, ışık tasarımında uzman bir mimar veli çocuklara ışık anlatacak. Ben de duyu analizi konusunda gönüllü oldum. Çocuklara zeytinyağı, bal, çikolata tatmayı öğreteceğim. İlk iş olarak burnumuza ve damağımıza güvenmemiz gerektiğini anlatacağım ve pratiğe geçtiğimizde de bildikleri kokuları bildikleri formlarından koparılmış bir bağlamda koklatacağım.

Nasıl mı?

Opak renkli içi görülmeyen kutulara olgun mandalina, greyfurt, muz, mango, ahududu, ezilmiş olgun domates vesaire yerleştirip alüminyum folyoyla kapatacağım ve üzerindeki yırtıktan içini göremeyecekleri şekilde koklamalarını isteyeceğim. Banal görünse de çok önemli bir antrenman. Tadım konsantrasyonu ‘kasları’ geliştirmeyi ve de gözümüz olmadan burnumuzu ne kadar az kullandığımızı fark etmemizi sağlıyor. Bu farkındalık kıymetli. Sonrasında ise çocuklara gördükleri malzemeleri koklatıp hafızalarında sabitlemelerini isteyeceğim. Taze fasulye, kuşkonmaz, marul, saplı ve yapraklı kırmızı ve yeşil domates, soğan, ot, sarı ve yeşil elma, olgun/ham muz vesaire koklatacağım. Bu ikinci aşamayı açık ortamda yapma sebebimiz, çocukların marulun yaprağından bembeyaz göbeğine, enginarın yaprağından/sapından kalbine, domatesin yaprağından etine/çekirdeğine nasıl farklı kokulara sahip olduğunu göstermek ve bunları sabitlemek.

Çocuklara zeytinyağını, çikolatayı, balı verip “Şimdi şu kokuyu alacaksınız” demenin hiçbir anlamı yok. Önce ufak bir koku haznesi oluşturup tattıkları her şeyde bu kokuları kendi başlarına bulmalarını sağlamak amaç.

Büyükler için de durum farklı değil. Oluşturduğunuz gruplarda bu tür çalışmalar yaparak hep birlikte ‘kas’ geliştirebilirsiniz. Sahada maç yapmak için, ormanda koşmak için, dizi karşısında çekirdek çitlemek için bir araya gelinebiliyor da koku ve tadım antrenmanı için neden gelinmesin?

Şarap, bira ve zeytinyağı için satılan kitler var. Bunlardan da faydalanılabilir. Yine grup olarak daha az masraflı. Sadece zeytinyağı değil, peyniri, salçayı, sirkeyi… her şeyi grup halinde tadıp doğrudan üreticiden alabilirsiniz.

Tadım işine hedonist pencereden bakmayı bırakmak gerekiyor. Tadım, zevkten ziyade doğru ürüne bağımsız erişim gücü demek.