“6 Nisan Öldürülen Gazeteciler Günü”nde Türkiye Gazeteciler Cemiyeti, Türkiye Gazeteciler Sendikası, Türkiye Yayıncılar Birliği, Türkiye Yazarlar Sendikası, PEN Yazarlar Derneği, DİSK Basın İş ile Çağdaş Gazeteciler Derneği, TGC Burhan Felek Konferans Salonu’nda bir araya gelerek halkın haber alma hakkına getirilen engellemelere, gazetecilere, yayıncılara, yazarlara yönelik baskı ve tutuklamalara itirazlarını dile getirecekler.
Meslek örgütlerinin ortak çağrısında “67 gazetecinin öldürüldüğü bir ülkede gazetecilik yapıyoruz…” deniyor.
Yarım yüzyılı aşkın süredir üyesi bulunduğum Türkiye Gazeteciler Cemiyeti’nin bu ortak girişimini tabii ki yürekten destekliyorum. Ancak, Türkiye’nin sadece 67 gazetecinin öldürüldüğü bir ülke olarak nitelenmesi beni hayli şaşırttı…
Türkiye’de katledilmiş olan ilk gazetecinin, başyazarı olduğu Serbesti gazetesinde İttihat ve Terakki yönetimini eleştirdiği için 6 Nisan 1909’da Galata Köprüsü’nde kurşunlanarak öldürülen Hasan Fehmi olduğunda herhangi bir görüş ayrılığı yok.
Ne var ki, o tarihten bugüne dek geçen 117 yılda Türkiye’de ya da Türk devletinin askersel müdahalelerde bulunduğu komşu ülkelerde katledilen gazetecilerin sayısı 67’nin iki misline ulaşıyor. Bu faklılığın başlıca nedeni, hiç kuşkusuz, önceki yıllarda öldürülen gazeteciler anılırken Ermeni ve Kürt meslektaşlarımızın katledilmesinden asla bahsedilmemesidir.